LIFESTYLE MAGAZINE

Category archive

Sinema

VİZYONDA BU HAFTA [EDİTÖRÜN SEÇİMİ]

in Sinema by

Evet sevgili sinemasever Wavemagciler, bu hafta vizyona uzun zamandan beri ilk defa bizi heyecanlandıran bir film geliyor. Her tarafımızı saran süper kahramanlar, yeniden çevrimler ve Hızlı ve Öfkeli 29, Purge 8, Kabir Bilmemnesi gibi türlü saçmalıklar arasında adeta çölde bir vaha gibi Görevimiz Tehlike serinin altıncı ve yeni bölümüyle sinemalarımıza geliyor.

Yaşına başına bakmadan her yerden atlayan, helikopteri de kendi kullanıp dublörlerin ekmeğine kan doğrayan Tom Cruise, bu filmde yapacağı HALO atlayışı için tam 1 sene çalışmış. Allah ıslah etsin diyoruz.

80lerin sonunda 90’ların başında çocuk olanlar için büyük değer taşıyan, iki eliniz kanda olsa izlenen üç diziden biri olan (diğerleri için bkz: A Takımı, Miami Vice) Görevimiz Tehlike 6.filmiyle 27 Temmuz Cuma günü, yani bugün vizyona giriyor. Filmin orijinal adı : “Mission Impossible : Fallout”

Filmden Notlar :

İlk defa serinin bir filminde aynı yönetmen kamera arkasına geçiyor. Christopher McQuarrie daha önce serinin beşinci filmi olan “Rogue Nation” filmini yönetmişti. Kendisi yönettiği iki seri filmi ve diğer yönetmenlik tecrübeleri dışında Olağan Şüpheliler filminin de muhteşem senaryosunu yazan kişi aynı zamanda. Yani kendisine saygımız büyük.

Filmde her zamanki kadrodan sadece Ving Rhames yer alırken, serinin üçüncü filmden beri ekipte yer alan Simon Pegg’i karın sahibi olarak bu sefer saha görevinde izleyeceğiz. Tom Cruise’ın hanımını oynayan Michelle Monaghan da bir filmlik aradan sonra aramıza dönüş yapıyor. August Walker rolünde de bıyıklı Süpermen Henry Cavill’i izleyebilirsiniz.

Filmin kötü adamı, bir öncekinde olduğu gibi “24 Hour Party People” filminde Joy Division’ın solisti Ian Curtis’e kendinden daha çok benzeyerek ses getiren Sean Harris olacak.

Devamı izleyince…

ORLEBAR BROWN’DAN JAMES BOND’A ÖZEL KOLEKSİYON

in Moda/Sinema by

İngiliz lüks erkek giyim markası Orlebar Brown, James Bond arşivinden alınan ikonik posterlerle renklendirdiği dört mayodan oluşan çok özel bir koleksiyon için, James Bondfilm serilerini üretmesiyle bilinen İngiliz film yapım şirketi EON Productions ile bir iş birliğine imza attı.

EON Productions ile uzun soluklu olması planlanan iş birliğinin ilk ayağında, serinin; Dr. NoThunderballYou Only Live Twice ve Live and Let Die filmlerinden alınan sanatsal grafikleri Orlebar Brown’un meşhur şortlarıyla bir araya geldi.

Koleksiyona özel bir 007 dokuma etiketi taşıyan şortlar, ıslak mayoları ya da havuz kenarındaki eşyaları saklamaya yarayan sınırlı sayıda su geçirmez bir yüzme çantasıyla bir takım olarak sunuluyor.

Proje için Orlebar Brown’a sunulan moodboard’da Sean Connery’nin 1962 yapımı ilk James Bond filmi Dr. No’da giydiği soluk mavi renkli bir mayo yer alıyordu ve markanın kurucusu Adam Brown, görür görmez bu fotoğrafı işaret etti. Terzilik kalitesi ve zarif renk tonu, Orlebar Brown’un özel dikim mayoların ve devamında gelen yazlık giyim ürünlerinin temellerini oluşturan Riviera tarzını tam anlamıyla yansıtıyordu.

Orlebar Brown’un kuruluşundan bu yana geçen 11 yıllık sürede James Bond efsanesi ve ilhamı gücünden hiçbir şey kaybetmedi. İngiliz mirası, rafine bir erkek zevki ve maceraperestlik gibi ortak değerler üzerine inşa edilen bu dikkat çekici ortaklık, erkek stilinin iki öncüsünü bir araya getirdi.

İki markanın paylaştığı bir diğer ortak noktaysa Bulldog düşkünlüğü. Orlebar Brown’un en çok satılan ürünü olan orijinal Bulldog mayoları, ismini markanın kurucusunun köpek sevgisinden alıyor. Diğer yandan Skyfall’da ve Spectre’de M’nin çin bulldog’u da hikâyede son derece önemli bir rol üstleniyor.

Tüm bu sebeplerle Orlebar Brown, tercihini orta uzunluktaki Bulldog şort mayo modelinden yana kullandı. Yan kemerleriyle sahibinin üzerine mükemmel bir şekilde oturan, file astarı ve kolay kuruyan kumaşıyla rahat bir kullanım sunan mayolar, koyu 007 hayranlarının zevkine hitap ettiği kadar; stil sahibi, akılda kalıcı ve bir o kadar da maceraya atılmaya elverişli. James Bond arşivinden alınan dört sahnenin görselleriyle çalışılan koleksiyon, yaz havasını yansıtan mavi tonlarıyla öne çıkıyor ve orijinal baskı malzemesinden alınan metinlerle vintage hissiyatını yansıtıyor.

Orlebar Brown ile EON Productions arasında süregelen iş birliğine dair detaylı bilgiler önümüzdeki aylarda da paylaşılmaya devam edecek.

Modeller

Dr. No

Mayıs 1963, Sanatçı – Mitchell Hooks,

Fotoğraf – Bert Cann

Bu görselin aslı sinema lobilerinde sergilenmek üzere kullanılmıştır. Sean Connary’nin filmde giydiği turuncu tonlardaki el boyama gömlek ve mavi şort yeterince göz alıcı bulunmamıştı

Thunderball

Aralık 1965,

Sanatçı – Frank McCarthy

Poster, Bond rolündeki Sean Connery’yi elinde bir zıpkınla bir SPECTRE ajanıyla dövüşürken resmediyor.

You Only Live Twice

Haziran 1967,

Sanatçı – Frank McCarthy

Eserde Bond, kendisini takip eden SPECTRE helikopterlerinin önünde, “Little Nallie” isimli otojiroyu kullanırken resmediliyor. Her zamanki gibi soğuk kanlı ve kendine hakim görünüyor; o kadar ki elleri dümene bile değmiyor

Live and Let Die

Haziran 1973, Sanatçı – Robert McGinnis,

Fotoğraf – George Whitear

Aslen Amerika’da sinema lobilerinde kullanılan bu görsel, Bond’u Glastron GT150 sürat teknesiyle düşmanlarından kaçarken gösteriyor. Tekne, göz alıcı biçimde iki arabanın üzerinden uçarak geçtiği sırada ölümsüzleştirilmiş.

Pera Film’den Yaza Özel Bir Program: “Kumsalda”

in Etkinlikler/Sinema by

Pera Müzesi’nin yaza özel sunduğu film programı Kumsalda, 28 Temmuz 2018 tarihine kadar devam ediyor. Program, sinemada bir mekân olarak kumsalın işaret ettiği anlamların izlerini sürüyor.

Pera Film‘in sunduğu Kumsalda film programı, 1951’den günümüze, Türkiye ve dünya sinemasından seçilen klasik sinema örneklerinden yakın dönem örneklere kadar geniş bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor. Bir mekân olarak kumsalı ele alan KumsaldaPera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde devam eden ve 1870’lerden 20. yüzyıla, deniz hamamından plaja geçişin hikâyesine odaklanan “İstanbul’da Deniz Sefası: Deniz Hamamından Plaja Nostalji” sergisine paralel olarak sunuluyor. Fransız Yeni Dalga Akımı’nın temsilcilerinden Éric Rohmer, Michelangelo Antonioni, Jacques Tati, Otto Preminger gibi usta yönetmenlerin filmlerinin yanı sıra, Asghar Farhadi, Ulrich Seidl ve Yorgos Lanthimos gibi yakın dönem yönetmenlerin filmleri de yer alıyor.

Usta Fransız sinemacı Jacques Tati’nin yazdığı, oynadığı ve yönettiği siyah beyaz yapımBay Hulot’nun Tatili (Mr. Hulot’s Holiday, 1951), özgün bir mizah anlayışıyla örülüyor. Film, Tati’nin çizdiği portrelerle sinemanın klasikleri arasında yer alıyor. Esat Özgül’ün ilk sinema filmi Ne Sihirdir Ne Keramet (Sim Sala Bim, 1951), dönemin önemli plajlarından Süreyya Plajı’nda ve Bakireler Tapınağı’nda yer alan sahnelerle öne çıkıyor. Françoise Sagan’ın aynı adlı romanından uyarlanan Günaydın Hüzün (Bonjour Tristesse, 1958) filminin yönetmenliğini Otto Preminger üstleniyor. Filmde Preminger, karakterlerin siyah beyaz Paris’te yaşadıkları hüzün ile Fransız Riviera’sında geçirilen aydınlık ve rengârenk yaz arasındaki karşıtlığa vurgu yapıyor. İlk gösterimi 1960 yılında Cannes’de yapılan, modern sinemanın başlangıç noktalarından biri sayılan Macera (L’Avventura, 1960) filminin yönetmen koltuğunda Michelangelo Antonioni oturuyor.

Thomas Mann’ın aynı adlı eserinden yönetmen Luchino Visconti’nin beyazperdeye uyarladığı Venedik’te Ölüm (Death in Venice, 1971), güç ve güzellik temalarına yaklaşımı ile öne çıkıyor. Filmde dönemsel detaylar, etkileyici bir üslupla izleyiciye sunuluyor. Eric Rohmer’in bir yaz eğlencesini derin mesajlar eşliğinde sunan Pauline Plajda (Pauline at the Beach, 1983), seksenlerin plaj modasını da gözler önüne seriyor. Rohmer’in, Kumsalda programı kapsamında gösterilen ikinci filmi Yaz Hikâyesi (A Summer’s Tale, 1996), Fransız toplumu ve ergenlik aşkları üzerine bir inceleme sunuyor. Bruno Ganz’ın etkileyici oyunculuğundan da güç alan Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day, 1998)’ün yönetmenliğini Theo Angelopoulos üstleniyor. 1998 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen film, izleyiciyi geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği bir yolculuğa çıkarıyor.

İspanyol yönetmen Julio Medem imzasını taşıyan Lucía (Sex and Lucía, 2001), aşk, fantezi, kurmaca ile gerçekliğin doğalarının karşılaştırılması üzerine eğiliyor. Yönetmenliğini Yorgos Lanthimos’ın yaptığı Kinetta (Kinetta, 2005), Yunanistan’da tatil sezonu dışında boşalan ve göçmen işçilere mesken olan bir tatil kasabasında geçen olayları anlatıyor. 2005 yapımı film, aynı yıl Toronto Film Festivali’nde gösterilirken, Avrupa sinema çevreleri tarafından ilgiyle karşılanan deneysel bir yapımı oluşturuyor. Ödüllü Fransız yönetmen Agnès Varda, Agnès’in Plajları (The Beaches of Agnès, 2008) filminde, gerçek ile hayali olanı, geçmiş ile bugünü, acı ile sevinci yan yana getiriyor. Filmde kendi filmlerinden parçalar, eski fotoğraf ve canlandırmalar sunan Varda, hem hayatına hem de filmlerini çekiş süreçlerine bir yolculuk yaşatıyor.

İranlı bağımsız yönetmen Asghar Farhadi’nin 2009 yılında Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülü alan filmi Elly Hakkında (About Elly, 2009), yalan olgusunun insan hayatını ne kadar etkilediğini ve yalanların açığa çıktıklarında insanları nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Ödüllü filmlerin ve pek çok belgeselin yönetmeni Ulrich Seidl’in Cennet üçlemesinin ilk filmi Cennet: Aşk (Paradise: Love, 2012), yaşlı kadın, yaşlı erkek, cinselliğin pazar değeri, ten renginin gücü gibi kavramlara odaklanıyor. Yönetmen koltuğunda Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın oturduğu Mavi Dalga (The Blue Wave, 2013), aşk, arkadaşlık ve aile meseleleri üzerine eğilen bir gençlik filmi olarak öne çıkıyor. Film 50. Altın Portakal FilmFestivali’nde En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi İlk Film Ödülleri’ni alırken, ikilinin kısa belgeseli Bu Sahilde (On the Coast, 2010), tatilde insanların girdiği halet-i ruhiyeyi gözleri önüne seriyor.

Pera Film’in Kumsalda film programı, 28 Temmuz tarihine kadar ücretsiz izlenebilir.

Son Tarantino projesi Once Upon a Time in Hollywood filminden ilk görsel yayınlandı

in Sinema by

Dünya çapında tüm sinemaseverlerin aylardır merakla beklediği Tarantino’nun son filmi “Once Upon A Time in Hollywood” ile ilgili ilk görsel paylaşıldı, hem de paylaşan sağdaki Leonardo’nun ta kendisi…

Sağdaki Robert Redford kılıklı serseri de Brad Pitt’ten başkası değil…

Film 1969 yılı Los Angeles’ta hippi ve saykedelik akımının tam da ortasında Easy Rider filminin gösterime girdiği Hollywood’un değişmeye başladığı zamanlarda geçiyor. Charles Manson itinin ve çetesinin Sharon Tate’ i vahşiçe katlettikleri, ünlülerin hedef alındığı ve emanetsiz gezmediği günler…

Leonardo ve Brad Pitt’in gerçek kişilere dayanmayan bir oyuncu ve dublör yancısını canlandıracakları filmin kadrosu Şampiyonlar Ligi gibi. Al Pacino, James Marsden,

O gece Roman Polanski’nin evine davet edilip de gitmeyen ve neticesinde ölümden kurtulan Steve McQueen’i Homeland dizisinden de tanıdığımız James Bond adayı Damien Lewis oynayacak.

Sharon Tate’ i güzeller güzeli Margot Robbie’nin oynayacağı söyleniyor. Al Pacino’nun da Marvin Schwarz adında bir menajeri canlandıracağı ve bilimum starların filmde oynayacağı dedikoduları dolaşıyor.

Sayfa güncellenmektedir.

Burçin Terzioğlu The Protector’un Oyuncu Kadrosuna Dahil Oldu!

in Sinema by

Dünyanın lider eğlence hizmeti Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi The Protector’un oyuncu kadrosuna katılan ünlü oyuncu Burçin Terzioğlu Rüya karakterine hayat verecek.

Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi The Protector kadrosu büyümeye devam ediyor! Netflix, şimdiden merakla beklenen fantastik drama türündeki dizisi The Protector’un kadrosuna Poyraz Karayel dizisiyle adını geniş kitlelere duyuran başarılı oyuncu Burçin Terzioğlu’nun katıldığını duyurdu. Başrollerinde Çağatay Ulusoy, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü, Okan Yalabık ve Mehmet Kurtuluş gibi önemli isimlerin yer aldığı dizide Burçin Terzioğlu da Rüya karakterine hayat verecek.

Terzioğlu’nun yanı sıra The Protector’un kadrosuna katılacak bir diğer sürpriz isim ise Saygın Soysal oldu. Saygın Soysal, dizide Mergen karakterini oynayacak.

The Protector, tarihte kendisine verilmiş gizli bir görev ile İstanbul’u korumak zorunda olduğunu öğrenen ve sonra tüm dünyası altüst olan Hakan’ın macerasını anlatıyor. Dizinin kamera arkasında ise son yıllarda yıldızı parlayan yönetmen Can Evrenol ile birlikte Umut Aral, Gönenç Uyanık ve ödüllü görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki yer alıyor.

Burçin Terzioğlu tarafından hayat verilecek Rüya karakteri, sonsuz aşkı deneyimlemiş, özgür ve iradesi çok güçlü bir kadındır. Göz kamaştırıcı güzelliği ve gizemli havası ile etrafındakilerin başını döndürür. Tutkularının da korkularının da esiri değildir. Çevresindekileri idare etmeyi de yönetmeyi de iyi bilir. Bu derece etken olmasının nedeni, hayatı olduğu gibi kabul etmemesidir.

SAYGIN SOYSAL / YASEMIN OZBUDUN CASTING FOTOGRAF MUHSIN AKGUN

Saygın Soysal’ın canlandıracağı Mergen ise kendini amacına adamış bir karakterdir. Ne dünya zevkleri ne de hayatın içindeki başka bir şey… Görevini başarmaktan başka hiçbir arzusu yoktur. Bu yüzden tüm insani duygulara karşıdır, özellikle aşka. Kelimelerle arası çok iyi olan Mergen’in ikna kabiliyeti çok yüksektir.

Marvel Kahramanları VANS İle Buluşuyor!

in Moda/Sinema by

Vans ve Marvel, Marvel dünyasının efsanevi süper kahramanlarını destansı bir iş birliği ile kutlamak için güçlerini birleştiriyor. Marvel hayranları, tüm zamanların en ikonik karakterlerinin aksiyon ve maceralarını yeniden yaşamaya davet ediliyor. Vans x Marvel koleksiyonu, unutulmaz kahramanlardan; Spider-Man, Hulk, Black Widow, Deadpool, Avengers ve daha fazlası ile hazırladığı, ayakkabı, kıyafet ve aksesuarlardan oluşan özel koleksiyonunu dünya ile aynı anda Türkiye’de sunuyor!

Dünya’nın bir numaralı süper kahramanlarından oluşan yıldız takımın her bir üyesinden ayrı ayrı ilham alan özel tasarım Old Skool modelinin ön kısmı, Captain America’yı temsil etmek için mavi parlak süetle detaylandırılıyor. Ayakkabının topuk kısmı ise; Captain America’nın kalkanının deseniyle kaplanıyor. Old Skool ayakkabının dili, Iron Man’in ileri teknoloji zırhından alınan ilhamla yaratılıyor. Vans‘in ikonik yan çizgisi sidestripe; Thor’un gücüne ithafen, gümüş deri kanatların eklenmesiyle yepyeni bir şekle bürünüyor. Bu eşsiz Old Skool tasarımı, Hulk’a gönderme yapacak şekilde, yeşil bir taban ve mor bir çizgiyle tamamlanıyor.

Vans x Marvel iş birliğinin Avangers’a ithaf eden ikinci modelinde ise; ayakkabının dışında; tişört, şapka ve çoraplar bulunuyor. Avangers karakterleriyle yeniden tasarlanan Vans’in ikonikleşen Checkboard deseni, sweatshirt, tişört ve aksesuarlarda yeniden hayat buluyor.

Vans’in en sevilen modellerinden olan Sk8-Hi, Deadpool’un kostümünün renkleriyle buluşuyor. Kırmızı ve siyah deri karışımıyla tasarlanan modelde, ayakkabının ortasına düşmanlara karşı ek koruma sağlamak için iki ninja yıldızı ekleniyor ve arkasında da Deadpool’un vazgeçilmezi ninja kılıcı yer alıyor.

Black Panther hayranları, Wakanda Krallığı’nı siyah Sk8-hi modeli ile korumaya devam ediyor. Yırtıkların büyümemesini sağlayan özel bir kumaş kullanılarak üretilen süet panellerden oluşan Sk8-Hi modeli, dayanaklılığı ile Black Panther’ın süper güçlerine sahip bir ayakkabı olacak nitelikte tasarlanıyor. Kabartmalı sidestripe, desenli lastik detaylar ve panter pençesi şeklindeki altın rengi bağlama bölgesi, Black Panther’ın son teknoloji, vibranyum kostümüne referansta bulunuyor. Black Panther; Vans x Marvel koleksiyonun orijinal karikatür kitabından esinlenilen, detaylarında vintage grafiklerin kullanıldığı tişört ve ceketlerde de karşımıza çıkıyor.

Spider-Man’in insanüstü güçleri, örümcek hislerinin ve atletik harekelerinin gösterildiği klasik Slip-On modelindeki desenlerde karşımıza çıkıyor. Spider-Man’in ezeli düşmanı Venom, Vans x Marvel koleksiyonundaki tişörtlerde ve kapüşonlu üstlerde Spider-Man’in peşini bırakmadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Vans’ın Checkboard Slip-On modeli, Hulk’ın inanılmaz dönüşümüne tanıklık ediyor. Ayakkabının üstündeki Checkboard desenini parçalayarak çıkan Hulk ayakları, Hulk’ın dönüşümünün Vans yorumu olarak karşımıza çıkıyor. Ayakkabıyla tamamlayıcısı tişörtlerde, Vans’ın “Off The Wall” logosu Hulk yeşili renginde yer alıyor. Vans x Marvel iş birliği ile ilk çıkışını yapan dişi Hulk, kapüşonlu üstlerde ve yarım kollu tişörtlerde kendisini tanıtıyor.

Marvel hayranı kadınları Vans x Marvel koleksiyonunda üç farklı ayakkabı modeli bekliyor. Captain Marvel’dan ilham alınarak tasarlanan Sk8-Hi modelinde, altın renkli sidestripe ile harmanlanmış mavi üst ve kırmızı süet detaylar dikkat çekiyor. Arka detayda ise; Captain Marvel’ın özel sekiz uçlu yıldızı yer alıyor. Black Widow’un rakipsiz ajan yetenekleri klasik Slip-On modeli ile yeniden yorumlanıyor. Slip-On modelinde kullanılan özel kanvas kumaşın şık üst detay ile harmanıyla, koruma bir üst seviyeye çıkartılıyor. Black Widow Slip-On ayakkabının tasarımı, eğimli alt taban ve kauçuk Black Widow logosu ile tamamlanıyor. Karikatür kitabının her bir sayfasında çizilmiş olan kahraman Marvel kadınları, özel Authentic modelinde bir araya geliyor ve güçlerini Marvel hayranlarına kanıtlıyor.

Çocuklar ve bebekler de kendi Vans x Marvel ayakkabıları ile kötü adamları yenmeye hazırlar! Spide-Man’i Sk8-Hi Zip modelinde yakalayabilir ya da Baby Groot’u renkli Checkerboard Slip-On’da bulabilirler. Marvel’ın kadın kahramanlarının olduğu özel ayakkabıları çocuk ve bebekler için canlı renklerde özel olarak üretiliyor. Avangers’dan ilham alan Old Skool modeli de, çocuklara özel olarak küçülüyor! Vans x Marvel koleksiyonun çocuklara özel son kahramanı ise, Authentic modelinde karşımıza çıkan Hulk oluyor.

Vans x Marvel koleksiyonu tüm dünyada aynı anda, 2018 yılının Haziran ayında Vans mağazalarındaki yerini alıyor.

Netflix La Casa De Papel’in 3. Sezonunu Duyurdu

in Sinema by

Netflix’in dün Roma’ da düzenlenen See What’s Next etkinliğinde La Casa De Papel’in 3. sezonunu duyurmasıyla sosyal medya çalkalandı, capsler havada uçuştu. Peki ya Roma’da başka neler oldu? Dark’ın merakla beklenen ikinci, Stranger Things’in de üçüncü sezonu ve dahası…

Dün Roma’da Netflix’in 10 yeni Avrupa projesinin duyurusu yapıldı.

Hem eleştirmenlerden hem seyircilerden tam not alan Dark (Almanya), Suburra (İtalya), Las Chicas del Cable (İspanya) ve Black Mirror (İngiltere) gibi yapımlar, iyi içeriklerin yerelde olduğu kadar global olarak da ses getirdiğinin kanıtı. Örneğin aralık ayında gösterime giren Dark, Şili, Bangladeş ve Kanada’da hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip. Dizi, Almanya’daki bir izleme saatine karşılık dünya çapında dokuz saat seyrediliyor.

Netflix CCO’su (Chief Content Officer) Ted Sarandos “İyi hikayelerin sınır tanımadığına inanıyoruz. Farklı ülkeler ve kültürlerden gelen farklı dillerdeki benzersiz içerikler, yegane sınırlamanın yaratıcılarının hayal gücünden ibaret olduğu uluslararası bir platform bulduğunda, dünya genelinde yankı uyandırarak evrensel hikayelere dönüşüyor” dedi.

Netflix bugün, yedisi orijinal yapım olmak üzere toplam 10 yeni Avrupa projesinin duyurusunu gerçekleştirdi: Hollanda’da çekilen ilk orijinal dizi, Fransa’dan Mortel, Almanya’dan The Wave, İtalya’dan Luna Nera, İspanya’dan La Casa de Papel Kısım 3, İngiltere’den The English Game ve Turn Up Charlie’nin yanı sıra biri Fransız yapımı bir belgesel dizi, diğeri ABD’de çekilen bir Fransız yapımı The Staircase olmak üzere iki belgesel ve son olarak İtalyan yapımı film Rimetti a Noi i Nostri Debiti açıklanan yeni yapımlar arasında.

  • Yedi yeni orijinal dizi:
    • Netflix’in ilk Hollanda yapımı orijinal dizisi Pupkin yapım şirketi tarafından çekiliyor ve 2019’da gösterime girecek. Özgürlükler kenti Amsterdam’da bu öğrenciler her şeye sahip: Para, seks ve güç… Ve kazara araladıkları Hollanda Altın Çağı’ndan karanlık bir dünyaya açılan uzanan bir kapı.
    • Mortel (Fransa)Netflix’in beşinci Fransız orijinal yapımı doğaüstü bir gücün bir araya getirdiği gençlerin öyküsü. Dizinin yaratıcısı Frédéric Garcia, yapımcısı ise Mandarin Television.
    • The Wave (Almanya). Netflix’in üçüncü orijinal Alman dizisi, ünlü THE WAVE filminden ve gerçek olaylardan esinleniyor. Rat Pack ve Sony Pictures Television Germany iş birliğiyle çekiliyor.
    • Luna Nera (İtalya). 17. yüzyıl İtalyası’nda cadı olmakla suçlanan kadınların hikayesini anlatan bir dizi. Yaratıcıları Francesca Manieri, Laura Paolucci ve Tiziana Triana, yapımcı ise Fandango.
    • La Casa de Papel Kısım 3 (İspanya). İspanyol soygun hikayesinin birinci ve ikinci kısımların dünya çapındaki başarısının ardından, Profesör’ün kalkıştığı yeni soygunlara 2019’da tanıklık edeceğiz.
    • The English Game (İngiltere). Futbolun icadı ve mucitlerinin sınıf ayrımını alt ederek futbolu nasıl dünyanın en popüler sporu haline getirdikleri hakkında altı bölümlük bir drama. Yapımcısı 42, senaristi ise Downton Abbey’in yaratıcısı Julian Fellowes.
    • Turn Up Charlie (İngiltere). Idris Elba’nın başrolde olduğu yeni bir Netflix orijinal yapımı İngiliz komedisi. Sekiz bölümlük dizinin baş yapımcıları Idris Elba ve Gary Reich.
  • İki yeni belgesel dizisi:
    • Fransa tarihinin unutulmaya yüz tutmuş cinayetlerinden birine odaklanan dizi, Grégory Villemin’in 1984’te öldürülmesini anlatıyor. Yapımcı Elodie Polo Ackermann (Imagissime – Lagardère Studios), dizi sorumlusu iseGilles Marchand.
    • The Staircase. Evlerinin merdivenlerde ölü bulunan karısını öldürmekle suçlanan polisiye yazarı Michael Peterson’ın ve 16 yıl süren hukuk mücadelesinin sürükleyici hikayesi. Senaryosu gerçek olaylara dayanan dizinin yeni bölümleri, orijinal diziyle birlikte yayınlanacak. Yapımcı Matthieu Belghiti. Oscar ödüllü Jean-Xavier de Lestrade belgesel dizinin hem yapımcılığını hem yönetmenliğini üstleniyor.
  • Netflix ayrıca Rimetti a Noi i Nostri Debiti (Forgive Us Our Debts) adlı ilk İtalyan orijinal filmini de duyurdu. Film Claudio Santamaria, Marco Giallini ve Jerzy Stuhr’ın imzasını taşıyor.Netflix’in Roma’daki etkinlikte duyurusunu yaptığı diğer yapımlar da şöyle:
    • GLOW – İkinci sezonu 29 Haziran Cuma günü gösterime giriyor. 
    • Maniac – Başrollerde Emma Stone ve Jonah Hill var. Yönetmen Cary Fukunaga. Maniac, kontrolden çıkmış bir ilaç davasında yolları kesişen iki yabancının öyküsü.
    • Stranger Things S3 – Dizinin üçüncü sezonunda kadroya Jake Busey (Starship TroopersContactAgents of S.H.I.E.L.D. ve From Dusk Till Dawn) ile Cary Elwes (Glory, Days of Thunder, Bram Stoker’s Dracula, Robin Hood: Men In Tights ve The Princess Bride) dahil oluyor. Cary’yi “Mayor Kline”, Jake’i ise “Bruce” olarak izleyeceğiz.

    Ayrıca Netflix, hem yeni yapımlar hem de yeni sezonuyla geri dönen çeşitli Avrupa orijinal yapımları hakkında bilgiler açıkladı, yeni basın materyalleri duyurdu:

    • The Protector – Netflix’in ilk orijinal Türk dizisinin resmi adı kesinleşti.
    • 13 Novembre: Fluctuat Nec Mergitur – 13 Kasım 2015 tarihinde Paris’te yaşanan terör saldırısındaki insan hikayelerini mercek altına alan üç bölümlük belgesel 1 Haziran 2018’de yayınlanacak.
    • Baby – Andrea De Sica (Children of the Night) ile Anna Negri (Good Morning Heartache), çekimleri henüz başlayan yapımın yönetmenleri. Başrollerde Benedetta Porcaroli, Alice Pagani, Isabella Ferrari ve Claudia Pandolfi var.
    • Dark S2 – Dizinin sekiz bölümden oluşan 2. sezonunun çekimleri 25 Temmuz’da Berlin ve civarında başlayacak.
    • Dogs Of Berlin 
    • Elite 
    • Generation Q – Noémie Saglio’nun yönetmen koltuğunda oturduğu, yapımcılığını ise UNRATED Studios’un üstlendiği Fransız komedi dizisi yıl sonunda gösterime girecek. Oyuncular arasında genç yetenekler Zita Hanrot (Elsa), Sabrina Ouazani (Charlotte), Joséphine Draï (Emilie) ve de Marc Ruchmann (Jules) bulunuyor.
    • La Casa de Papel (Money Heist) Kısım 3 
    • Osmosis – Thomas Vincent (Versailles, Tunnel) Fransız orijinal bilim kurgu dizisinin ilk iki bölümün yönetmenliğini yapacak. Çekimlere Haziran 2018’de start verilecek.
    • Paquita Salas S2
    • The Innocents
    • Rimetti a Noi i Nostri Debiti

ÇAĞATAY ULUSOY THE PROTECTOR’I ULUSLARARASI BASINA TANITTI

in Sinema by

Dizinin başrol oyuncusu Çağatay Ulusoy, Netflix’in Roma’da düzenlediği, dünyaca ünlü oyuncu ve üst düzey yöneticilerinin de katıldığı ‘See What’s Next’ etkinliğinde Netflix’in ilk Türk orijinal dizisini uluslararası basın mensuplarına anlattı.

Dünyanın lider eğlence hizmeti Netflix, geçtiğimiz günlerde ilk Türk orijinal dizisinin çekimlerine başladığını duyurmasının ardından, dizisinin başrolü Çağatay Ulusoy, dün Netflix’in her sene farklı ülkelerde düzenlediği ve bu sene de Roma’da gerçekleşen ‘See What’s Next’ etkinliğinde diziyi uluslararası basına tanıttı. Netflix International Originals üst düzey yöneticisi Erik Barmack’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde, hayat verdiği Hakan karakteri hakkında konuşan Ulusoy, aynı zamanda Türk dizilerinin tüm dünyada gösterdiği başarıdan ve bu dizi hakkındaki beklentilerden bahsetti.

Ulusoy, Netflix’in başarılı dizilerinden La Casa de Papel, Suburra ve Dark’tan sonraki ikinci Alman yapımı Dogs of Berlin’in oyuncularıyla birlikte ayni panelde yer aldı ve yaklaşık 300’den fazla yerel ve uluslararası basın mensubunun takip ettiği panelde dizi hakkında ipuçları verdi.

Bu yılın ikinci yarısında gösterime girecek fantastik drama türündeki dizinin oyuncu kadrosunda Çağatay Ulusoy’un yanı sıra Okan Yalabık, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü ve Mehmet Kurtuluş yer alıyor. İpek Gökdel tarafından kaleme alınan, hikayesini ise Atilla Ünsal ve Aşkım Özbek ile birlikte geliştirdiği “Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi” adlı kitaptan esinlenerek hazırlanan dizi, tarihte kendisine verilmiş gizli bir görevle İstanbul’u korumak zorunda olduğunu öğrendikten sonra tüm dünyası altüst olan Hakan’ın macerasını anlatıyor.

Yaratıcılığını Binnur Karaevli, yönetici yapımcılığını Onur Güvenatam ve yapımcılığını Alex Sutherland’ın üstlendiği dizinin kamera arkasında ise son yıllarda yıldızı parlayan yönetmen Can Evrenol ile birlikte Umut Aral, Gönenç Uyanık ve ödüllü görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki bulunuyor.

Netflix dizileriyle moda tarihinde yolculuk

in Moda/Sinema by

Mercedes Benz İstanbul Moda Haftası başladı. Bu hafta boyunca 2018 sonbahar/kış koleksiyonları görücüye çıkacak. Bu vesileyle biz de Netflix’te sadece hikayeleri ve oyuncularıyla değil, farklı dönemlerin modasını yansıtan kıyafetleriyle de göz dolduran dizileri mercek altına alalım dedik.

İşte 1960’lardan 2010’lara en tarz diziler:

  • 60’lar – The Crown. Kostüm tasarımcısı Jane Petrie ikinci sezonda da harikalar yaratıyor. Kraliçe II. Elizabeth’in 1960’lardaki hayatı, sadece şaşaalı kıyafetleri için bile seyredilebilir.

    The Crown
  • 70’ler – The Get Down. Baz Luhrmann imzalı dizi, 1970’lerin sonlarında New York sokaklarında hip-hop’un doğuşunun izini sürüyor. Daha fazla söze gerek var mı?

    THE GET DOWN
  • 80’ler – GLOW. Fosforlu renkler, plastik takılar, alın bantları ve rengarenk taytlar. 80’ler modasında ne varsa, güreşçi kadınların serüvenini anlatan bu dizide de var.

    GLOW
  • 90’lar – Everything Sucks!. 1996 yılına, ABD’nin Boring kentine (ki sıkıcı anlamına geliyor) ışınlanıyoruz. Yetişkinliğe geçmenin zorluklarıyla boğuşan gençler ve tabii bol bol moda nostaljisi…

    EVERYTHING SUCKS!
  • 2000’ler – Gossip Girl. 2007’de yayınlanmaya başlayan diziyi hatırlamayan var mı acaba? New Yorklu Blair Waldorf ve Serena van der Woodsen’in stilleri. Hala hafızalarda…
  • 2010’lar – Love. Yaratıcıları arasında Judd Apatow’un da bulunduğu bu komedide, Mickey ve Gus’ın modern ilişkilerine tanıklık ediyoruz. Mickey’in vintage giysileri görülemeye değer.

    Love

Netflix’in Neil Young + Promise of the Real’ın yer aldığı yeni filmi PARADOX, 23 Mart’ta gösterime giriyor!

in Sinema by

Daryl Hannah’nın yazıp yönettiği, Neil Young + Promise of the Real’in yeni şarkılarının ve performanslarının yer aldığı bir Netflix orijinal yapımı olan Paradox, tüm dünya ile aynı anda 23 Mart’ta Netflix’te gösterime giriyor.

Resmi Fragmanı izlemek için tıklayın

Paradox Hakkında

Daryl Hannah’ın yazıp, yönettiği Paradox, Neil Young + Promise of the Real’ın yeni şarkılarını izleyici ile buluşturuyor. Yapımcılığını Bernard Shakey ve Elliott Rabinowitz’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Young, Lukas Nelson, Micah Nelson, Willie Nelson, Corey McCormick, Anthony LoGerfo, Tato Melgar, Charris Ford ve Dulcie Clarkson Ford bulunuyor.

Paradox ile ilgili daha fazla bilgi almak için Netflix Medya Merkezi’ni ziyaret edin.

1 2 3 5
Git Top