LIFESTYLE MAGAZINE

Category archive

Sinema - page 5

Yetkin Dikinciler ve Azra Akın’ın başrolünü oynadığı “Her Şey Mümkün” filminin galası gerçekleştirildi

in Etkinlikler/Sinema by

İddialı oyuncu kadrosu ile Her Şey Mümkün filminin gala gösterimi İstanbul İstinye Park’ta gerçekleştirildi. Bu özel geceye iş, cemiyet ve sanat dünyasından ünlü isimler katıldı. Biz de WaveMag ekibinin bir kısmı olarak tabii ki oradaydık. Böyle bir kadroyu bir araya toplayan filmin galasını kaçıramazdık. Galada filmin yıldızları Yetkin Dikinciler ve Azra Akın’ın yanı sıra çok sevdiğimiz Levent Ülgen, büyük üstad Haldun Dormen ve son zamanların gündemde ismi Ebru Şallı da oradaydı.

Usta oyuncu Yetkin Dikinciler’in birbirine çok benzeyen iki adamı canlandırdığı ve bu iki adamın kesişen ve değişen hayatlarını konu alan filmi, reklam filmleriyle tanınan Alper Babayağmur yazıp, yönetti.

İddialı oyuncu kadrosu

İddialı oyuncu kadrosuyla göz dolduran Her Şey Mümkün, daha önce hiçbir sinema filminde bir araya gelmeyen isimleri buluşturdu. Başrollerini Yetkin Dikinciler ve Azra Akın’ın paylaştığı Her Şey Mümkün’ün oyuncu kadrosunda Levent Ülgen, Goncagül Sunar, Mehtap Bayrı, Bahtiyar Engin, Kaan Girgin, Bora Sivri, Umut Oğuz, Tamer Gül ve Haldun Dormen gibi güçlü isimler yer alıyor.

Ünlü modacı Hakan Akkaya’nın da kendisi olarak yer aldığı filmin önemli bölümlerinden biri olan defile sahnesinde, yurt dışından gelen mankenler rol aldı. Akkaya’nın Azra Akın’a özel olarak hazırladığı saf ipekten özel kostüm, filme damgasını vuracak. (Vurdu da!)

Radyo dünyasının ünlü ve sevilen isimleri Bay J, Hop Dedik Ayhan, Cem Arslan (Gazoz Ağacı) ve Tamer Gül (Bilo Ağa)’nın da rol aldıkları filmde, duayen oyuncu Haldun Dormen, sanat hayatında ilk kez eline silah alarak bir mafya babasını canlandırdı. Kaan Girgin, yıllar sonra sinemaya bu filmle dönüş yaptı.

Her Şey Mümkün’ün hikayesi ise şöyle;

Kendi küçük dünyasında yaşayıp giden tesisatçı İbrahim, bir gün piyangodan büyük ikramiyeyi kazanır. Tüm hayatını geride bırakır ve uzun bir tatile çıkar. Otelde tanıştığı ünlü manken Pelin’le aşk yaşamaya başlar. Ancak gerçek, hiç de göründüğü gibi değildir.

Galadan Notlar : 

Tüm kainat söyledi biz de bir kez daha söyleyelim Azra Akın, gerçekten çok güzel bir kadın. Gülüşü, duruşu her şeyiyle de tam bir yıldız. Beyazperdeye de çok yakışıyor. İstinye Park’ta gerçekleşen galada organizasyon anlamında şikayet edecek tek bir şey bulamadık. Her şey dört dörtlüktü.

 

Filmin kendisine gelince (mini yorum) :

Film öncelikle hızlı ve bol müzikli, bol bol sıçramalı kurgulu başladı. Hikaye nedir ne değildir kim kimdir diye anlayamadan bir anda kendimizi İbrahim’in dünyasında bulduk. İbrahim’in hikayesinin diğer elemanla kesiştiği sahnelerden ve bu sahneler birleştikten ve ayrıştıktan sonra film oturdu. Ne dediğimiz anlaşılmamış olabilir, filmin başında da aynı bu satırları tekrar okuduğumda hissettiklerimi hissettim.

Nitekim ilk on beş dakika biraz fazla olmuş. Filmin tamamını izlemediğimizi ve yer yer kesikler yediğini düşünüyorum. Hikayenin sonunda olanları filmin sonunda aramızda konuşurken “heaa” deyip kavradık. Bu yönde eleştiriler gelebilir. Ama film komikken gerçekten komik, romantikken de gerçekten romantik. Diskoda dayak, Almanlarla sohbet ve kırkpınar muhabbeti, ‘Spa’ya eşek  filmin akılda kalıcı noktaları…

Sonuç : Layk! 😉 Film olmuş, böyle filmlere, böyle zekice yazılmış, güzel ve akıcı senaryolara, (yer yer kulak tırmalayan diyaoglar olsa da) doğal diyaloglara ihtiyacımız var. Müzikler için de ayrı bir parantez açmak lazım. Filmin başında lüzumsuz kullanıldıysa da genelinde gayet oturmuş, müzikler zaten şahane, indir soundtrack’i bas cd’ye arabada dinle, o derece. Oldukça başarılı. Tempo ayarlamada yer yer sıkıntılar olsa da genelinde gayet iyi, Yetkin Dikinciler zaten muhteşem, Azra Akın en gıcık olduğu sahnelerde bile çok sempatik, beyazperdeye çok yakışıyor, Levent Ülgen yine harika, Haldun Dormen üstada diyecek bir şey yok, kendisini böyle farklı bir rolde izlemek çok mutlu etti. Ne diyelim yerli Kevin Costner Kaan Girgin’i de özlemişiz.

Artılar :  Mehtap Bayrı, Yetkin Dikinciler (İbrahim), Spa’ya Eşek, Diskoda Dayak, Müzikler

Eksiler : Director’s Cut ihtiyacı

İstanbul’dan Bir DeLorean Geçti

in Etkinlikler/Sinema by

80’lerin, bir kısmımızın gençliğinin, bir kısmımızın da çocukluğunun ve sinema tarihinin en önemli filmlerinden Geleceğe Dönüş, efsane arabası De Lorean ve bir o kadar efsane paparacı okul müdürü, Mr. Strickland (James Tolkan) ile beraber Palladium Ataşehir AVM’deydi. Biz de tabii ki Wavemag ekibinin bir kısmı olarak oradaydık. Hayallerimizi süsleyen bu arabayı ve “müdürü” yakından görme tanışma fırsatını elbette kaçıramazdık!

 

DeLorean a (yapılan ikazlara rağmen) dokunduk, müdürün elini sıktık, sohbetimizi ettik fotoğrafımızı çekildik ve gittik. Sağolsun James Bey – Mr. Tolkan ricamızı kırmadı DVD mizi de imzaladı.

Filmlerinde genelde sert, otorite figürlerini oynayan karakter aktörü James Tolkan, sempatik, yaşına rağmen oldukça enerjik (84) kendisine gösterilen ilgiden oldukça memnun ve neşe doluydu. Biz elbette olan bitenin farkındaydık ancak etkinliğin saati ve hafta içi olması itibariyle olaydan bi haber masum alışverişçiler bir anda Geleceğe Dönüş filmin ikonik müziği ile karşılarında tüm ihtişamıyla DeLorean ‘ı görünce şaşkına döndüler. James Tolkan oldukça kibardı sayısız fotoğraf ve imza isteklerine rağmen kimseyi kırmadı, herkesle tek tek (bir dikey bir yatay olmak üzere) fotoğraf çekildi. Basın toplantısı esnasında biz DeLorean ve içinde bulunan Belgrad güzeli ile ilgilendiğimiz için James Beye herhangi bir soru soramadık, bir daha ki sefere daha profesyonel davranacağımıza söz veriyor, sizleri öpüyor, sinema dolu günler diliyoruz.

Kadınlar Aldatılıyorsa “Her Şey Mümkün”

in Sinema by

Yetkin Dikinciler’in aynı anda iki karakteri canlandırdığı sinema filmi Her Şey Mümkün, 19 Mayıs’ta vizyona giriyor. Aldatılan kadınların öyküsünün anlatıldığı film, eğlence, aşk ve macera dolu hikayesiyle sinemaseverlere keyifli anlar yaşatacak.

Aldatılan kadınların hikayesini hiç böyle izlemediniz! Eğlenceli, romantik, her anı sürprizlerle dolu Her Şey Mümkün, vizyona bomba gibi giriyor. İddialı oyuncu kadrosu ve mafyanın, ihanetin, kumpasın, magazin dünyasının karmaşasını konu alan film düşmeyen temposu ile dikkat çekiyor. Usta oyuncu Yetkin Dikinciler’in birbirine çok benzeyen iki adamın kesişen öyküsünü ve değişen hayatlarını aynı anda oynadığı filmi, yönettiği reklam filmleriyle tanınan Alper Babayağmur yazıp, yönetti.

İddialı oyuncu kadrosu

İddialı oyuncu kadrosuyla göz dolduran Her Şey Mümkün, daha önce hiçbir sinema filminde bir araya gelmeyen isimleri buluşturdu. Başrollerini Yetkin Dikinciler ve Azra Akın’ın paylaştığı Her Şey Mümkün’ün oyuncu kadrosunda, Levent Ülgen, Goncagül Sunar, Mehtap Bayrı, Bahtiyar Engin, Kaan Girgin, Bora Sivri, Umut Oğuz, Tamer Gül ve Haldun Dormen gibi güçlü isimler yer alıyor. Çekimleri yaklaşık iki yıl süren film, beş farklı şehirde ve 45 farklı mekânda çekildi.

Hakan Akkaya’dan özel tasarım

Düşmeyen temposu ile dikkat çeken ve ünlü modacı Hakan Akkaya’nın da kendisi olarak yer aldığı filmin önemli bölümlerinden biri olan defile sahnesinde, yurt dışından gelen mankenler rol aldı. Akkaya’nın Azra Akın’a özel olarak hazırladığı saf ipekten özel kostüm, filme damgasını vuracak.

İlklere imza atan film Her Şey Mümkün

Radyo dünyasının ünlü ve sevilen isimleri Bay J, Hop Dedik Ayhan, Cem Arslan (Gazoz Ağacı) ve Tamer Gül (Bilo Ağa)’nın da rol aldıkları filmde, duayen oyuncu Haldun Dormen, hayatında ilk kez eline silah alarak bir mafya babasını canlandırdı. Kaan Girgin, yıllar sonra sinemaya bu filmle dönüş yaptı.

Farklı dünyalar, kesişen hayatlar

Eğlence, aşk ve macera dolu hikayesiyle şaşırtırken, girift senaryosuyla da izleyicisine her an farklı sürprizler sunan Her Şey Mümkün’ün hikayesi ise şöyle:

Kendi küçük dünyasında yaşayıp giden tesisatçı İbrahim, bir gün piyangodan büyük ikramiyeyi kazanır. Tüm hayatını geride bırakır ve uzun bir tatile çıkar. Otelde tanıştığı ünlü manken Pelin’le aşk yaşamaya başlar. Ancak gerçek, hiç de göründüğü gibi değildir. İbrahim, ikizi kadar benzediği ünlü bir iş adamının yerine geçmiştir. Her şey yolunda giderken, Pelin ile İbrahim arasında aşk başlar… Bir yanda İbrahim’in geride bıraktıkları, bir yanda zenginlerin dünyasındaki oyunlar… Mafyanın, ihanetin, kumpasın ve magazin dünyasının karmaşası içinde, kadınlar ipleri ele alır. İşte hikaye o zaman başlar.

Filmin Künyesi:

Vizyon Tarihi: 19 Mayıs 2017

Dağıtım: Mars

Yapım: NetvizyonMediapark

Filmin Türü: Komedi-Macera-Romantik

Yapım Yılı: 2017

Yazan – Yöneten: Alper Babayağmur

Oyuncular: Yetkin Dikinciler, Azra Akın, Levent Ülgen, Goncagül Sunar, Mehtap Bayrı, Bahtiyar Engin, Kaan Girgin, Bora Sivri, Umut Oğuz, Tamer Gül ve Haldun Dormen

Senaryo: Alper Babayağmur, Ayşe Babayağmur Apa, Mehmet Şen

Yapımcı: Binali Kılıç

Yardımcı Yönetmen: Cüneyt Özen

Uygulayıcı Yapımcı: Berna Berdan

Görüntü Yönetmeni: Ferit Çetinkaya

Kreatif Direktör: Murat Şenel

Makyaj: Figen Tokmak

Grafik: Efektürk

Müzik: Bayülken

www.herseymumkun.net

https://www.facebook.com/herseymumkunfilmi/

https://www.instagram.com/herseymumkunfilmi/

https://twitter.com/hersey_mumkun

‘Geleceğe Dönüş’ Efsaneleri Palladium Ataşehir’de!

in Etkinlikler/Sinema by

80’lerin unutulmaz filmi Geleceğe Dönüş‘ün (Back To The Future) efsaneleri, İstanbul’da ilk kez Anadolu Yakası’nın en gözde alışveriş merkezi Palladium Ataşehir’e geliyor. Filmin başrol karakteri niteliğindeki zaman makinesine dönüşen arabası DeLorean ve önemli rollerden birine sahip dünyaca ünlü Hollywood sanatçısı ve yapımcı James Tolkan, 4 Mayıs’taki imza günü etkinliğinde Palladium’da olacak

JLL Türkiye tarafından yönetilen Anadolu Yakası‘nın en gözde alışveriş merkezi Palladium Ataşehir, efsane film Geleceğe Dönüş‘ün (Back To The Future) unutulmaz karakterlerine evsahipliği yapıyor. 4 Mayıs‘ta, filmin önemli karakterlerinden ünlü Hollywood sanatçısı ve yapımcı James Tolkan, Palladium Ataşehir’in düzenlediği imza gününde AVM ziyaretçileriyle buluşacak. Filmin ana karakteri niteliğindeki, zaman makinesine dönüşen meşhur arabası DeLorean da 7 Mayıs‘a kadar AVM’de sergilenecek.

’80’lerin heyecan ve aksiyonun yanı sıra, zaman makinesi düşüncesinin hayalini yaşatan, görselliği, efektleri ve konusuyla önemli bir başyapıt olan filmin meşhur arabası DeLorean’ı görebilmek ve James Tolkan ile film çekimleri sırasında yaşadıkları komik ve tehlike dolu anlar, olaylar ve hayat hakkında konuşabilmek için etkinlik günü Palladium’a mutlaka uğramalı.

 

 

”BAŞ BELASI” 5 MAYIS CUMA GÜNÜ SİNEMALARDA

in Sinema by

BAŞ BELASI ÇOK GÜLDÜRECEK !

Türk sinemasında popüler mizahın en sevilen isimlerinden Çetin Altay ve Selen Seyven’i aynı öyküde buluşturan “Baş Belası” isimli komedi filmi 5 Mayıs Cuma günü sinemaseverlerle buluşuyor.

Can’ın (Çetin Altay) sakarlıklarıyla ve güzel Asya’nın (Selen Seyven) böyle bir adamla yaşadığı maceralarla dolu sıcak ve kahkaha dolu bir yolculuğun hikâyesi “Baş Belası”.

Durum komedisinin, gündelik mizahla ve Türk Sinemasında sık rastlanmayan olağanüstü görsel efektleriyle ustalıklı bir dille buluştuğu filmin anlattığı hikaye, anlaşılır olduğu kadar son derece sürükleyici bir dille beyaz perdeye aktarılırken, hikayenin içinde izleyiciye dokunan komik ayrıntılar serisi gözden kaçmıyor.

Düğününe iki gün kala gelen acil bir telefonla, Çanakkale’de bir cenaze törenine katılmak zorunda kalan Asya’nın, cenazeden sonra İstanbul’a dönüşü, bir anda hayatının “en önemli yolculuğu haline geliyor.

Asya, tanışabileceği en saf ve en temiz kalpli insanlardan biri olan Can ile çıkacağı bu yolculukta kendisini nelerin beklediğinden habersizdir.

Asya’nın farkında olmadığı tek ve en önemli şey; Can’ın galaksinin en sakar insanlarından birisi olmasıydı. Kendini akıl almaz olaylar içerisinde bulacak Asya için Can, hikaye ilerledikçe adeta yürüyen bir “Baş Belası” na dönüşüyor.

Televizyonların güler yüzlü sunucusu Mesut Yar’ın da bizzat kendi karakteriyle eşlik ettiği son zamanların en iddialı komedi filminde serüven boyunca Türk Sineması’nın birbirinden yetenekli isimleri filme renk katıyorlar.

Senaryosunu Yücel Öztürk’ün yazdığı, yapımcılığını ise Burçin Baş‘ın üstlendiği “Baş Belası” nı Türk sinemasının genç ve yetenekli yönetmenlerinden Tolga Baş yönetiyor…

Son zamanların en sıcak, samimi, komik ve ağız dolusu kahkaha attıran filmi olmaya aday “Baş Belası” 5 Mayıs Cuma günü herkesi gündelik sıkıntılarından uzaklaşmaya çağırıyor…

 

Okan Üniversitesi Sinema-TV Bölümü 7. Öğrenci Filmleri Kısa Film Yarışması Ödülleri sahiplerini buldu!

in Etkinlikler/Sinema by

Okan Üniversitesi Sinema TV Bölümü’nün düzenlediği kısa film yarışması yedinci kez üniversiteli kısa filmcileri bir araya getirdi. Üniversitelerin açık öğretim, ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora/sanatta yeterlik programlarında okumakta olan öğrencilerin kurmaca ve belgesel türünde gerçekleştirdikleri kısa filmlerle katıldıkları yarışmaya bu yıl tam 250 film başvurusu gerçekleşti.

Türkiye’nin dört bir yanındaki pek çok üniversitenin birbirinden farklı bölümlerinden başvurunun gerçekleştirildiği bu seneki yarışma, aldığı çok sayıdaki başvuruyla geçtiğimiz yıllara oranla bu anlamda bir rekora imza atmayı da başardı.

Temel amaçları; Türkiye’de kısa filmin gelişmesine katkı sağlamak, kısa film üreticileri için bir iletişim ve buluşma alanı yaratmak ve üniversite öğrencileri arasında sinemayla ilgilenenleri teşvik etmek olan yarışmanın bu seneki ödül töreni tıpkı geçtiğimiz yıl olduğu gibi bir kez daha Pera Müzesi işbirliğiyle gerçekleşti.

Bu yıl jüri üyeleri arasında tıpkı geçtiğimiz senelerde olduğu gibi sinema sektörünün önemli isimleri yer aldı. Kurmaca filmler; oyuncu Nazan Kesal, görüntü yönetmeni Meryem Yavuz, sanat yönetmeni M. Ziya Ülkenciler, sinema yazarı Kaya Özkaracalar ve yönetmen Mustafa Kara tarafından değerlendirilirken, belgesel filmler de; akademisyen ve belgeselci Yrd. Doç Dr. Bahar Kılıç Adilçe, belgesel yönetmenleri Cem Kaya, Hasan Basri Özdemir, Ender Yeşildağ ve akademisyen Yrd. Doç. Dr. Sühendan Kumcu tarafından değerlendirildiler.

Sunuculuğunu Türk televizyon tarihinin unutulmaz isimlerinden olan ünlü yapımcı ve sunucu İzzet Öz üstlendiği ödül töreninde kurmaca dalında en iyi film ödülünü Hasan Ali Kılıçgün’ün kısa filmi “3.5 Lira” alırken, ikinciliği Ayris Alptekin’in “Kot Farkı” kazandı. Belgesel dalında ise birincilik ödülü Abdurrahman Demir’in “Kırmızı” adlı filmine giderken ikinciliği Harran Üniversitesi’nden Mustafa Uluç’a ait “Bargıran” adlı kısa film kazandı. Türkiye’nin önde gelen sanatçılarından ressam Hüsamettin Koçan’ın kurucusu olduğu; Avrupa Müze Ödülü sahibi Baksı Müzesi adına takdim edilecek olan Baksı Müzesi Özel Ödülü’ne ise Arif Akdenizli’nin yönettiği “I Know my Murderer” adlı film layık görüldü.

İstanbul Modern Sinema Polonya’dan Şimdi

in Sinema by

Polonya sinemasının genç yönetmenlerinin, ödülü filmleri İstanbul Modern’de

Polonya’dan Şimdi

İstanbul Modern Sinema, son dönem çağdaş Polonya sinemasından örneklerin bir araya geldiği bir program sunuyor. Polonya’dan Şimdi adlı program 27– 30 Nisan’da izleyicisiyle buluşuyor.

İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A.Ş.’nin katkıları, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği işbirliğiyle, uluslararası festivallerde övgü ve ödül toplayan filmlerin yer aldığı bir program hazırladı.

Polonya’dan Şimdi adlı programda, Sundance Film Festivali Dünya Belgeselleri bölümünde Michal Marczak’a En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Uykusuz Her Gece, yine Sundance Film Festivali’nde jüri özel ödülünü kazanan Deniz Kızlarının Şarkısı ve 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazanan “Aşk Birleşik Devletleri” yer alıyor.

Çağdaş Polonya Sineması üzerine bir söyleşi

Program dahilinde ayrıca moderatörlüğünü sinema yazarı Senem Aytaç’ın yapacağı Çağdaş Polonya Sineması konulu bir söyleşi de gerçekleştiriliyor. Sanat Yönetmeni ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği kurucularından Agata Trojak’ın ve Uyusun da Büyüsün filminin yönetmeni Kuba Czekaj katılacağı söyleşi, 30 Nisan Pazar günü saat 17.00’de.

POLONYA’DAN ŞİMDİ PROGRAMI

DENİZ KIZLARININ ŞARKISI (CÓRKI DANCINGU), 2015

Yönetmen: Agnieszka Smoczyńska
Oyuncular:
Marta Mazurek, Michalina Olszanska, Kinga Preis

Varşova’da iki vahşi denizkızı, Gümüş ve Altın, bir gece kıyıya vurur. Gümüş, aradığı aşkı insanlarda bulmayı arzularken, kana susamış Altın ise açlığını insanlar üzerinden gidermeyi istemektedir. Karşılaştıkları bir aile aracılığıyla bir gece kulübünde çalan müzik grubuna katılmaları ise, kara hayatının mucizelerini ve cazibelerini kendilerince keşfetmek için çıktıkları bu yolculukta dönüm noktası olacaktır. Yönetmen Agnieszka Smoczyńska’nın 1980’ler Varşovası’nın gece hayatından ve Hans Christian Andersen’in masallarından esinlenerek çektiği film, kışkırtıcı bir büyüme öyküsü.

UYKUSUZ HER GECE (AZOK AZ ÁLMATLAN ÉJSZAKÁK), 2016

Yönetmen: Michał Marczak
Oyuncular:
Krzysztof Baginski, Michał Huszcza, Eva Lebuef

Bir yanda yaklaşan yeni bir dönemin değişimine gebe olan Varşova, diğer yanda ise büyüme sancıları çeken iki genç, Krzysztof ve Michał. Şehrin sokaklarını, sadece içinde bulundukları anın keyfini çıkararak adeta “talan etmek” isteyen bu iki genç, uyuyakalmış bir dünyada uyanık kalabilmenin nasıl bir deneyim olabileceğini görmek istiyor. 2016 Sundance Film Festivali Dünya Belgeselleri dalında Michał Marczak’a En İyi Yönetmen ödülü kazandıran film, 20’li yaşlarda Polonya’da yaşayan gençlerin portresini çizerken, geleneksel belgeselin de sınırlarını zorluyor.

21 X NEW YORK, 2016

Yönetmen: Piotr Stasik
New York metrosundayız. Her gün binlerce hayatın kesiştiği bu metroda, yeraltından yeryüzüne çıkana kadar birçok karakterin peşinden giderek onların acılarına, tutkularına ve kimi zaman boşa gitmiş kimi zaman da hala gerçekleşmesini ümit ettikleri hayallerine tanık oluyoruz. Bir şehrin ve o şehrin sakinleri üzerinden, 21. yüzyılda batı toplumlarında yaşayan insanların yalnızlıkla iç içe geçmiş günlük hayatlarını gözler önüne seren belgesel, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

KÖR ETTİ BENİ BU GÜNEŞ (SŁOŃCE, TO SŁOŃCE MNIE OŚLEPIŁO) 2016

Yönetmen: Anka Sasnal, Wilhelm Sasnal
Oyuncular:
Rafał Maćkowiak, Edet Bassey

Rafał Mularz kendi iradesiyle kendini hayattan soyutlamış bir “yabancıdır”. Toplum genelinde kabul görmüş davranış biçimleriyle hareket etmemekte, kendi yarattığı davranış biçimleriyle günlük yaşantısını sürdürerek dış dünyadan korunduğunu düşünmektedir. Ancak bir gün, sahile vuran ve kendisinden bile daha “yabancı” olan bir göçmen ile karşılaşması, içinde bulunduğu bu yaşam tarzını sorgulamaya itecektir. Polonyalı çağdaş ressam Wilhelm Sasnal’in eşiyle birlikte yönettiği film, Albert Camus’nün Yabancı’sının modern bir uyarlaması niteliğinde.

UYUSUN DA BÜYÜSÜN (BABY BUMP), 2015

Yönetmen: Kuba Czekaj
Oyuncular:
Kacper Olszewski, Agnieszka Podsiadlik, Caryl Swift

Mickey House 11 yaşına girmiştir ve artık kendini bir çocuk olarak hissetmemektedir. Aslında tam olarak ne olduğu hakkında da hiçbir fikri yoktur. Arkadaşları ile arası iyi değildir, annesi ise ona göre tam bir bilmece gibidir. İçinde bulunduğu bu geçiş döneminde gerçeklik ile hayali birbirine karıştıran Mickey, her şeyi uçlarda yaşamaktadır. Ancak, kaçınılmaz sonun geleceği o güne kadar gücünü toparlayarak, mücadelesini sürdürmeye devam edecektir. Yönetmen Kuba Czekaj, filminde 11 yaşındaki bir çocuğun ergenlik dönemi portresini, fantastik bir çizgi-roman edasıyla çiziyor.

AŞK BİRLEŞİK DEVLETLERİ (ZJEDNOCZONE STANY MILOSCI), 2016

Yönetmen: Tomasz Wasilewski
Oyuncular:
Julia Kijowska, Magdalena Cielecka, Dorota Kolak

1990’lar Polonyası. Ülke genelinde değişim rüzgarları esmekte, özgür olduğu kadar belirsiz de olan bir gelecek insanları beklemektedir. Bu değişimin etkilerini üzerlerinde hisseden farklı yaşlardan dört kadın ise, hayatlarını tamamen değiştirmeye, arzularını gerçekleştirmeye ve mutlulukları için daha çok savaşmaya karar vermiştir. Yönetmen Tomasz Wasilewski, Polonya’nın siyasal ve toplumsal değişimini temel alarak çizdiği dört güçlü kadın portresi ile dokunaklı bir dönem filmi ortaya çıkarıyor. Film, 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülmüştü.

BABA – OĞUL (OSTATNIA RODZINA), 2016

Yönetmen: Jan P. Matuszyński
Oyuncular:
Andrzej Seweryn, Dawid Ogrodnik, Aleksandra Konieczna

Kendine özgü sürrealist üslubuyla 20. yüzyıl sonlarında adını duyuran Polonyalı ressam Zdzisław Beksiński, 28 yıllık evlilikleri süresince yaşadığı her anı kamerasını elinden hiç bırakmadan kayıt altına almayı saplantı haline getirmiştir: Yaptığı distopik tablolardan aile içi kavgalarına, yaşamla ölüm arasında gidip gelen tecrübelerinden aşk ve nefret ilişkilerine ve katıldığı sayısız cenazeye… Yönetmen Jan P. Matuszyński ise bu kayıtlardan yola çıkarak, ihtiraslarla dolu bu sıradışı ailenin biyografik filmini beyazperdeye aktarıyor. Andrzej Seweryn ise Zdzisław Beksiński’yi canlandırdığı bu rol ile Locarno Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kucaklıyor.

1 3 4 5
Git Top