LIFESTYLE MAGAZINE

Tag archive

Sinema

ORLEBAR BROWN’DAN JAMES BOND’A ÖZEL KOLEKSİYON

in Moda/Sinema by

İngiliz lüks erkek giyim markası Orlebar Brown, James Bond arşivinden alınan ikonik posterlerle renklendirdiği dört mayodan oluşan çok özel bir koleksiyon için, James Bondfilm serilerini üretmesiyle bilinen İngiliz film yapım şirketi EON Productions ile bir iş birliğine imza attı.

EON Productions ile uzun soluklu olması planlanan iş birliğinin ilk ayağında, serinin; Dr. NoThunderballYou Only Live Twice ve Live and Let Die filmlerinden alınan sanatsal grafikleri Orlebar Brown’un meşhur şortlarıyla bir araya geldi.

Koleksiyona özel bir 007 dokuma etiketi taşıyan şortlar, ıslak mayoları ya da havuz kenarındaki eşyaları saklamaya yarayan sınırlı sayıda su geçirmez bir yüzme çantasıyla bir takım olarak sunuluyor.

Proje için Orlebar Brown’a sunulan moodboard’da Sean Connery’nin 1962 yapımı ilk James Bond filmi Dr. No’da giydiği soluk mavi renkli bir mayo yer alıyordu ve markanın kurucusu Adam Brown, görür görmez bu fotoğrafı işaret etti. Terzilik kalitesi ve zarif renk tonu, Orlebar Brown’un özel dikim mayoların ve devamında gelen yazlık giyim ürünlerinin temellerini oluşturan Riviera tarzını tam anlamıyla yansıtıyordu.

Orlebar Brown’un kuruluşundan bu yana geçen 11 yıllık sürede James Bond efsanesi ve ilhamı gücünden hiçbir şey kaybetmedi. İngiliz mirası, rafine bir erkek zevki ve maceraperestlik gibi ortak değerler üzerine inşa edilen bu dikkat çekici ortaklık, erkek stilinin iki öncüsünü bir araya getirdi.

İki markanın paylaştığı bir diğer ortak noktaysa Bulldog düşkünlüğü. Orlebar Brown’un en çok satılan ürünü olan orijinal Bulldog mayoları, ismini markanın kurucusunun köpek sevgisinden alıyor. Diğer yandan Skyfall’da ve Spectre’de M’nin çin bulldog’u da hikâyede son derece önemli bir rol üstleniyor.

Tüm bu sebeplerle Orlebar Brown, tercihini orta uzunluktaki Bulldog şort mayo modelinden yana kullandı. Yan kemerleriyle sahibinin üzerine mükemmel bir şekilde oturan, file astarı ve kolay kuruyan kumaşıyla rahat bir kullanım sunan mayolar, koyu 007 hayranlarının zevkine hitap ettiği kadar; stil sahibi, akılda kalıcı ve bir o kadar da maceraya atılmaya elverişli. James Bond arşivinden alınan dört sahnenin görselleriyle çalışılan koleksiyon, yaz havasını yansıtan mavi tonlarıyla öne çıkıyor ve orijinal baskı malzemesinden alınan metinlerle vintage hissiyatını yansıtıyor.

Orlebar Brown ile EON Productions arasında süregelen iş birliğine dair detaylı bilgiler önümüzdeki aylarda da paylaşılmaya devam edecek.

Modeller

Dr. No

Mayıs 1963, Sanatçı – Mitchell Hooks,

Fotoğraf – Bert Cann

Bu görselin aslı sinema lobilerinde sergilenmek üzere kullanılmıştır. Sean Connary’nin filmde giydiği turuncu tonlardaki el boyama gömlek ve mavi şort yeterince göz alıcı bulunmamıştı

Thunderball

Aralık 1965,

Sanatçı – Frank McCarthy

Poster, Bond rolündeki Sean Connery’yi elinde bir zıpkınla bir SPECTRE ajanıyla dövüşürken resmediyor.

You Only Live Twice

Haziran 1967,

Sanatçı – Frank McCarthy

Eserde Bond, kendisini takip eden SPECTRE helikopterlerinin önünde, “Little Nallie” isimli otojiroyu kullanırken resmediliyor. Her zamanki gibi soğuk kanlı ve kendine hakim görünüyor; o kadar ki elleri dümene bile değmiyor

Live and Let Die

Haziran 1973, Sanatçı – Robert McGinnis,

Fotoğraf – George Whitear

Aslen Amerika’da sinema lobilerinde kullanılan bu görsel, Bond’u Glastron GT150 sürat teknesiyle düşmanlarından kaçarken gösteriyor. Tekne, göz alıcı biçimde iki arabanın üzerinden uçarak geçtiği sırada ölümsüzleştirilmiş.

Pera Film’den Yaza Özel Bir Program: “Kumsalda”

in Etkinlikler/Sinema by

Pera Müzesi’nin yaza özel sunduğu film programı Kumsalda, 28 Temmuz 2018 tarihine kadar devam ediyor. Program, sinemada bir mekân olarak kumsalın işaret ettiği anlamların izlerini sürüyor.

Pera Film‘in sunduğu Kumsalda film programı, 1951’den günümüze, Türkiye ve dünya sinemasından seçilen klasik sinema örneklerinden yakın dönem örneklere kadar geniş bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor. Bir mekân olarak kumsalı ele alan KumsaldaPera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde devam eden ve 1870’lerden 20. yüzyıla, deniz hamamından plaja geçişin hikâyesine odaklanan “İstanbul’da Deniz Sefası: Deniz Hamamından Plaja Nostalji” sergisine paralel olarak sunuluyor. Fransız Yeni Dalga Akımı’nın temsilcilerinden Éric Rohmer, Michelangelo Antonioni, Jacques Tati, Otto Preminger gibi usta yönetmenlerin filmlerinin yanı sıra, Asghar Farhadi, Ulrich Seidl ve Yorgos Lanthimos gibi yakın dönem yönetmenlerin filmleri de yer alıyor.

Usta Fransız sinemacı Jacques Tati’nin yazdığı, oynadığı ve yönettiği siyah beyaz yapımBay Hulot’nun Tatili (Mr. Hulot’s Holiday, 1951), özgün bir mizah anlayışıyla örülüyor. Film, Tati’nin çizdiği portrelerle sinemanın klasikleri arasında yer alıyor. Esat Özgül’ün ilk sinema filmi Ne Sihirdir Ne Keramet (Sim Sala Bim, 1951), dönemin önemli plajlarından Süreyya Plajı’nda ve Bakireler Tapınağı’nda yer alan sahnelerle öne çıkıyor. Françoise Sagan’ın aynı adlı romanından uyarlanan Günaydın Hüzün (Bonjour Tristesse, 1958) filminin yönetmenliğini Otto Preminger üstleniyor. Filmde Preminger, karakterlerin siyah beyaz Paris’te yaşadıkları hüzün ile Fransız Riviera’sında geçirilen aydınlık ve rengârenk yaz arasındaki karşıtlığa vurgu yapıyor. İlk gösterimi 1960 yılında Cannes’de yapılan, modern sinemanın başlangıç noktalarından biri sayılan Macera (L’Avventura, 1960) filminin yönetmen koltuğunda Michelangelo Antonioni oturuyor.

Thomas Mann’ın aynı adlı eserinden yönetmen Luchino Visconti’nin beyazperdeye uyarladığı Venedik’te Ölüm (Death in Venice, 1971), güç ve güzellik temalarına yaklaşımı ile öne çıkıyor. Filmde dönemsel detaylar, etkileyici bir üslupla izleyiciye sunuluyor. Eric Rohmer’in bir yaz eğlencesini derin mesajlar eşliğinde sunan Pauline Plajda (Pauline at the Beach, 1983), seksenlerin plaj modasını da gözler önüne seriyor. Rohmer’in, Kumsalda programı kapsamında gösterilen ikinci filmi Yaz Hikâyesi (A Summer’s Tale, 1996), Fransız toplumu ve ergenlik aşkları üzerine bir inceleme sunuyor. Bruno Ganz’ın etkileyici oyunculuğundan da güç alan Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day, 1998)’ün yönetmenliğini Theo Angelopoulos üstleniyor. 1998 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen film, izleyiciyi geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği bir yolculuğa çıkarıyor.

İspanyol yönetmen Julio Medem imzasını taşıyan Lucía (Sex and Lucía, 2001), aşk, fantezi, kurmaca ile gerçekliğin doğalarının karşılaştırılması üzerine eğiliyor. Yönetmenliğini Yorgos Lanthimos’ın yaptığı Kinetta (Kinetta, 2005), Yunanistan’da tatil sezonu dışında boşalan ve göçmen işçilere mesken olan bir tatil kasabasında geçen olayları anlatıyor. 2005 yapımı film, aynı yıl Toronto Film Festivali’nde gösterilirken, Avrupa sinema çevreleri tarafından ilgiyle karşılanan deneysel bir yapımı oluşturuyor. Ödüllü Fransız yönetmen Agnès Varda, Agnès’in Plajları (The Beaches of Agnès, 2008) filminde, gerçek ile hayali olanı, geçmiş ile bugünü, acı ile sevinci yan yana getiriyor. Filmde kendi filmlerinden parçalar, eski fotoğraf ve canlandırmalar sunan Varda, hem hayatına hem de filmlerini çekiş süreçlerine bir yolculuk yaşatıyor.

İranlı bağımsız yönetmen Asghar Farhadi’nin 2009 yılında Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülü alan filmi Elly Hakkında (About Elly, 2009), yalan olgusunun insan hayatını ne kadar etkilediğini ve yalanların açığa çıktıklarında insanları nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Ödüllü filmlerin ve pek çok belgeselin yönetmeni Ulrich Seidl’in Cennet üçlemesinin ilk filmi Cennet: Aşk (Paradise: Love, 2012), yaşlı kadın, yaşlı erkek, cinselliğin pazar değeri, ten renginin gücü gibi kavramlara odaklanıyor. Yönetmen koltuğunda Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın oturduğu Mavi Dalga (The Blue Wave, 2013), aşk, arkadaşlık ve aile meseleleri üzerine eğilen bir gençlik filmi olarak öne çıkıyor. Film 50. Altın Portakal FilmFestivali’nde En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi İlk Film Ödülleri’ni alırken, ikilinin kısa belgeseli Bu Sahilde (On the Coast, 2010), tatilde insanların girdiği halet-i ruhiyeyi gözleri önüne seriyor.

Pera Film’in Kumsalda film programı, 28 Temmuz tarihine kadar ücretsiz izlenebilir.

Burçin Terzioğlu The Protector’un Oyuncu Kadrosuna Dahil Oldu!

in Sinema by

Dünyanın lider eğlence hizmeti Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi The Protector’un oyuncu kadrosuna katılan ünlü oyuncu Burçin Terzioğlu Rüya karakterine hayat verecek.

Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi The Protector kadrosu büyümeye devam ediyor! Netflix, şimdiden merakla beklenen fantastik drama türündeki dizisi The Protector’un kadrosuna Poyraz Karayel dizisiyle adını geniş kitlelere duyuran başarılı oyuncu Burçin Terzioğlu’nun katıldığını duyurdu. Başrollerinde Çağatay Ulusoy, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü, Okan Yalabık ve Mehmet Kurtuluş gibi önemli isimlerin yer aldığı dizide Burçin Terzioğlu da Rüya karakterine hayat verecek.

Terzioğlu’nun yanı sıra The Protector’un kadrosuna katılacak bir diğer sürpriz isim ise Saygın Soysal oldu. Saygın Soysal, dizide Mergen karakterini oynayacak.

The Protector, tarihte kendisine verilmiş gizli bir görev ile İstanbul’u korumak zorunda olduğunu öğrenen ve sonra tüm dünyası altüst olan Hakan’ın macerasını anlatıyor. Dizinin kamera arkasında ise son yıllarda yıldızı parlayan yönetmen Can Evrenol ile birlikte Umut Aral, Gönenç Uyanık ve ödüllü görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki yer alıyor.

Burçin Terzioğlu tarafından hayat verilecek Rüya karakteri, sonsuz aşkı deneyimlemiş, özgür ve iradesi çok güçlü bir kadındır. Göz kamaştırıcı güzelliği ve gizemli havası ile etrafındakilerin başını döndürür. Tutkularının da korkularının da esiri değildir. Çevresindekileri idare etmeyi de yönetmeyi de iyi bilir. Bu derece etken olmasının nedeni, hayatı olduğu gibi kabul etmemesidir.

SAYGIN SOYSAL / YASEMIN OZBUDUN CASTING FOTOGRAF MUHSIN AKGUN

Saygın Soysal’ın canlandıracağı Mergen ise kendini amacına adamış bir karakterdir. Ne dünya zevkleri ne de hayatın içindeki başka bir şey… Görevini başarmaktan başka hiçbir arzusu yoktur. Bu yüzden tüm insani duygulara karşıdır, özellikle aşka. Kelimelerle arası çok iyi olan Mergen’in ikna kabiliyeti çok yüksektir.

Marvel Kahramanları VANS İle Buluşuyor!

in Moda/Sinema by

Vans ve Marvel, Marvel dünyasının efsanevi süper kahramanlarını destansı bir iş birliği ile kutlamak için güçlerini birleştiriyor. Marvel hayranları, tüm zamanların en ikonik karakterlerinin aksiyon ve maceralarını yeniden yaşamaya davet ediliyor. Vans x Marvel koleksiyonu, unutulmaz kahramanlardan; Spider-Man, Hulk, Black Widow, Deadpool, Avengers ve daha fazlası ile hazırladığı, ayakkabı, kıyafet ve aksesuarlardan oluşan özel koleksiyonunu dünya ile aynı anda Türkiye’de sunuyor!

Dünya’nın bir numaralı süper kahramanlarından oluşan yıldız takımın her bir üyesinden ayrı ayrı ilham alan özel tasarım Old Skool modelinin ön kısmı, Captain America’yı temsil etmek için mavi parlak süetle detaylandırılıyor. Ayakkabının topuk kısmı ise; Captain America’nın kalkanının deseniyle kaplanıyor. Old Skool ayakkabının dili, Iron Man’in ileri teknoloji zırhından alınan ilhamla yaratılıyor. Vans‘in ikonik yan çizgisi sidestripe; Thor’un gücüne ithafen, gümüş deri kanatların eklenmesiyle yepyeni bir şekle bürünüyor. Bu eşsiz Old Skool tasarımı, Hulk’a gönderme yapacak şekilde, yeşil bir taban ve mor bir çizgiyle tamamlanıyor.

Vans x Marvel iş birliğinin Avangers’a ithaf eden ikinci modelinde ise; ayakkabının dışında; tişört, şapka ve çoraplar bulunuyor. Avangers karakterleriyle yeniden tasarlanan Vans’in ikonikleşen Checkboard deseni, sweatshirt, tişört ve aksesuarlarda yeniden hayat buluyor.

Vans’in en sevilen modellerinden olan Sk8-Hi, Deadpool’un kostümünün renkleriyle buluşuyor. Kırmızı ve siyah deri karışımıyla tasarlanan modelde, ayakkabının ortasına düşmanlara karşı ek koruma sağlamak için iki ninja yıldızı ekleniyor ve arkasında da Deadpool’un vazgeçilmezi ninja kılıcı yer alıyor.

Black Panther hayranları, Wakanda Krallığı’nı siyah Sk8-hi modeli ile korumaya devam ediyor. Yırtıkların büyümemesini sağlayan özel bir kumaş kullanılarak üretilen süet panellerden oluşan Sk8-Hi modeli, dayanaklılığı ile Black Panther’ın süper güçlerine sahip bir ayakkabı olacak nitelikte tasarlanıyor. Kabartmalı sidestripe, desenli lastik detaylar ve panter pençesi şeklindeki altın rengi bağlama bölgesi, Black Panther’ın son teknoloji, vibranyum kostümüne referansta bulunuyor. Black Panther; Vans x Marvel koleksiyonun orijinal karikatür kitabından esinlenilen, detaylarında vintage grafiklerin kullanıldığı tişört ve ceketlerde de karşımıza çıkıyor.

Spider-Man’in insanüstü güçleri, örümcek hislerinin ve atletik harekelerinin gösterildiği klasik Slip-On modelindeki desenlerde karşımıza çıkıyor. Spider-Man’in ezeli düşmanı Venom, Vans x Marvel koleksiyonundaki tişörtlerde ve kapüşonlu üstlerde Spider-Man’in peşini bırakmadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Vans’ın Checkboard Slip-On modeli, Hulk’ın inanılmaz dönüşümüne tanıklık ediyor. Ayakkabının üstündeki Checkboard desenini parçalayarak çıkan Hulk ayakları, Hulk’ın dönüşümünün Vans yorumu olarak karşımıza çıkıyor. Ayakkabıyla tamamlayıcısı tişörtlerde, Vans’ın “Off The Wall” logosu Hulk yeşili renginde yer alıyor. Vans x Marvel iş birliği ile ilk çıkışını yapan dişi Hulk, kapüşonlu üstlerde ve yarım kollu tişörtlerde kendisini tanıtıyor.

Marvel hayranı kadınları Vans x Marvel koleksiyonunda üç farklı ayakkabı modeli bekliyor. Captain Marvel’dan ilham alınarak tasarlanan Sk8-Hi modelinde, altın renkli sidestripe ile harmanlanmış mavi üst ve kırmızı süet detaylar dikkat çekiyor. Arka detayda ise; Captain Marvel’ın özel sekiz uçlu yıldızı yer alıyor. Black Widow’un rakipsiz ajan yetenekleri klasik Slip-On modeli ile yeniden yorumlanıyor. Slip-On modelinde kullanılan özel kanvas kumaşın şık üst detay ile harmanıyla, koruma bir üst seviyeye çıkartılıyor. Black Widow Slip-On ayakkabının tasarımı, eğimli alt taban ve kauçuk Black Widow logosu ile tamamlanıyor. Karikatür kitabının her bir sayfasında çizilmiş olan kahraman Marvel kadınları, özel Authentic modelinde bir araya geliyor ve güçlerini Marvel hayranlarına kanıtlıyor.

Çocuklar ve bebekler de kendi Vans x Marvel ayakkabıları ile kötü adamları yenmeye hazırlar! Spide-Man’i Sk8-Hi Zip modelinde yakalayabilir ya da Baby Groot’u renkli Checkerboard Slip-On’da bulabilirler. Marvel’ın kadın kahramanlarının olduğu özel ayakkabıları çocuk ve bebekler için canlı renklerde özel olarak üretiliyor. Avangers’dan ilham alan Old Skool modeli de, çocuklara özel olarak küçülüyor! Vans x Marvel koleksiyonun çocuklara özel son kahramanı ise, Authentic modelinde karşımıza çıkan Hulk oluyor.

Vans x Marvel koleksiyonu tüm dünyada aynı anda, 2018 yılının Haziran ayında Vans mağazalarındaki yerini alıyor.

Netflix’in Neil Young + Promise of the Real’ın yer aldığı yeni filmi PARADOX, 23 Mart’ta gösterime giriyor!

in Sinema by

Daryl Hannah’nın yazıp yönettiği, Neil Young + Promise of the Real’in yeni şarkılarının ve performanslarının yer aldığı bir Netflix orijinal yapımı olan Paradox, tüm dünya ile aynı anda 23 Mart’ta Netflix’te gösterime giriyor.

Resmi Fragmanı izlemek için tıklayın

Paradox Hakkında

Daryl Hannah’ın yazıp, yönettiği Paradox, Neil Young + Promise of the Real’ın yeni şarkılarını izleyici ile buluşturuyor. Yapımcılığını Bernard Shakey ve Elliott Rabinowitz’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Young, Lukas Nelson, Micah Nelson, Willie Nelson, Corey McCormick, Anthony LoGerfo, Tato Melgar, Charris Ford ve Dulcie Clarkson Ford bulunuyor.

Paradox ile ilgili daha fazla bilgi almak için Netflix Medya Merkezi’ni ziyaret edin.

[ARŞİV] 2017’DE NETFLIX: BİR YILDA NELER İZLEDİK, NASIL İZLEDİK?

in Sinema by

Netflix’te bu yılı nasıl geçirdik? Neler izledik, hangi dizilerin tüm bölümlerini bir oturuşta tükettik, hangi yapımları tekrar tekrar görmeye doyamadık? İlk defa paylaşılan veriler ve sosyal medyadan gelen tepkilerle işte 2017’de Netflix Türkiye…

2017 defterini kapatmaya hazırlandığımız şu günlerde, şöyle bir geriye dönüp yıla bir de Netflix açısından bakalım dedik. Bol bol dizi maratonuyla dolu geçen bir yılda, dünyanın dört bir yanındaki Netflix üyeleri günde 140 milyon saatten fazla, yani bir haftada yaklaşık 1 milyar saat boyunca dizi, film ve belgesel seyretti!

Dünyada Netflix izleme rekorunun kırıldığı gün1 1 Ocak oldu. Türkiye’de ise en çok 7 Ocak, Pazar günü Netflix seyredildi.

Türkiye’de bir kullanıcı 2017’de Arı Filmi’ni (Bee Movie) tam 154 kez izledi. Dünya genelinde bir üye yılda ortalama 60 film seyretti.

Ama işin asıl ilginç yanı Netlix’te neyin nasıl izlendiğini görmek oldu. Kimi yapımlar adeta sabırsızlıkla yalanıp yutuldu, bazıları ise azar azar tadı çıkarılarak tüketildi. Bazı diziler için ‘Netflix partnerimize sadakatsızlık etmeyi’ bile göze aldık, yine başka yapımları izlemek içinse bütün aile ekran başında toplandık… 2017 yılında Türkiye’de Netflix böyle izlendi:

Yalayıp Yuttuklarımız2
Bazı yapımları izlemek için günde iki saatten fazla Netflix ekranına kilitlendik, hayatın günlük koşturmasından uzaklaşmak için adeta yalayıp yutarak izledik. İşte günde 2 saatten fazla izlediğimiz o yapımlar:

1. El Chapo 6. 13 Reasons Why
2. Greenleaf 7. Marvel’s Iron Fist
3. American Vandal 8. Anne with an E
4. Marvel’s The Defenders 9. Ingobernable
5. 3% 10. Travelers

Tadını Çıkara Çıkara İzlediklerimiz3
Dünya işlerine ara verip biraz nefes almak ve eğlenmek için, bir yandan da bitmesin diye gıdım gıdım, günde iki saatten az izlediklerimiz yapımlar ise şunlar oldu:

1. The Crown 6. Ultimate Beastmaster
2. Big Mouth 7. ASOUE
3. Disjointed 8. The Confession Tapes
4. Neo Yokio 9. GLOW
5. You Me Her 10. Friends from College

Netflix Partnerimizi Aldatmayı Göze Aldıranlar4
Merakımıza yenilip, her zaman birlikte ekran karşısına geçtiğimiz Netflix partnerimizin yanımızda olmamasına rağmen gizlice izlemeye devam ettiklerimiz:

1. Narcos 6. 13 Reasons Why
2. Black Mirror 7. Ozark
3. Stranger Things 8. MINDHUNTER
4. Sense8 9. Star Trek Discovery
5. House of Cards 10. Marvel’s The Defenders

Tüm Aileyi Bir Araya Getirenler5
Bu yıl Stranger Things 2, bütün aile fertlerini ekran başına toplayan yapımlar arasında birinci sırada yer aldı. Ayrıca Stranger Things 2, yayınlandığı andan (27 Ekim) itibaren izleyiciler tarafından 24 saat içinde tüm sezonu izlenen diziler arasında birinci olarak, “dizi maratonu” yarışçılarının (Binge Racer) favorisi oldu. Tüm aileyi bir araya getiren Fuller House, Anne with an E ve Star Trek: Discovery gibi yapımların çoğunda nostalji unsurunun olması ise dikkat çeken verilerden bir diğeriydi.

1. Stranger Things 6. The Worst Witch
2. ASOUE 7. Fuller House
3. 13 Reasons Why 8. Anne with an E
4. Star Trek Discovery 9. Trollhunters
5. Chef’s Table 10. Atypical

Gelelim 2017’de Netflix’in sosyal medyadaki yankılarına…

Sosyal Medyada En Çok Ses Getirenler

  • En merak edilen – 2018’de yayınlanacak olan Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi
  • Dizi maratonunun galibi – Stranger Things
  • En üzücü hadise – Sense8’in sona ermesi
  • Nostaljinin tavan yaptığı – Saadettin Teksoy ve Dönence’li Stranger Things 2 videosu
  • Bizi gizli gizli en çok gururlandıran – Marvel’s The Defenders’taki İstanbul sahneleri
  • En sevilen – Nusret’in Narcos ekibine et ikramı
  • En sabırsızlıkla beklenen – Black Mirror’ın yeni sezonu
  • Yılın yeni tutkusu – MINDHUNTER
  • En iyi çıkış yapan- 13 Reasons Why

Bunlar da bonus…

  • Dizi maratonlarının en büyük düşmanı: Sınav dönemi
  • En gıcık olunanlar: Ayrılınca Netflix şifresini değiştiren eski sevgililer
  • Diziye tek başına devam etmesiyle gözden düşenler: En yakın arkadaşlar
  • İndirilen içeriklerin en çok izlendiği yerler: Toplu taşıma araçları
  • Dizi maratonları nedeniyle hayatımızdan çıkan olay: Uyku

Netflix’te beğendiğiniz film ve dizileri mobil cihazlarınıza indirerek, internet bağlantınız olmadan da seyredebilirsiniz. Ayda 15.99 TL’den başlayan fiyatlarla üye olun. Üstelik ilk ay hediye! www.netflix.com

Metodoloji
Popülarite, 1 Kasım 2016 – 1 Kasım 2017 tarihleri arasında günlük ortalama izleme sürelerine göre hesaplandı
2/3 Günde iki saatten az izlenen diziler ‘tadı çıkarılarak izlenenler’, günde iki saatten fazla seyredilenleri ise ‘yalanıp yutulanlar’ olarak tanımlandı. Hesaplamalar, 1 Kasım 2016 – 1 Kasım 2017 tarihleri arasında yeni ekrana gelen veya yeni sezonu yayınlanan Netflixorijinal yapımlarından yola çıkılarak yapıldı. Daha ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayın.
4 24 – 30 Ekim 2017’de, 60 binden fazla Netflix kullanıcısının katılımıyla gerçekleştirilen global araştırmanın sonuçları. Örnek, 32 ülkede çift olarak TV dizileri seyreden yetişkinleri temsil ediliyor. Araştırma, 1 Kasım 2016 – 1 Kasım 2017 tarihleri arasında yeni ekrana gelen veya yeni sezonu yayınlanan Netflix orijinal yapımlarını kapsıyor.
5 24 – 30 Ekim 2017’de, 60 binden fazla Netflix kullanıcısının katılımıyla gerçekleştirilen global araştırmanın sonuçları. Örnek, 32 ülkede TV dizilerini ailece seyreden yetişkinleri temsil ediliyor. Araştırma, 1 Kasım 2016 – 1 Kasım 2017 tarihleri arasında yeni ekrana gelen veya yeni sezonu yayınlanan Netflix orijinal yapımlarını kapsıyor.

Kendrick Lamar “Black Panther” Filminin Soundtrack Albümünün Prodüktörlüğünü Üstleniyor!

in Müzik/Sinema by

Grammy Ödüllü uluslararası süperstar Kendrick Lamar ve Anthony “Top Dawg” Tiffith, Marvel Studios tarafından çekilen Marvel’dan “Black Panther” filmi için tamamı film için özel olarak bestelenmiş orijinal şarkılardan oluşan bir albüm hazırlıyor. Yönetmen koltuğunda Ryan Coogler’ı gördüğümüz Black Panther’in oyuncu kadrosu ise oldukça geniş: Chadwick Boseman, Michael B. Jordan, Oscar ödüllü Lupita Nyong’o, Danai Gurira ve çok daha fazlası bu filmde sizleri bekliyor. Türkiye’de 16 Şubat’ta vizyona giren film, Wakanda Kralı babasının ölümünden sonra tahta geçmek ve kral olarak gerçek yerini almak üzere, Afrika’daki yuvasına dönen T’Challa’nın hikayesini anlatıyor.

Bu muhteşem albümü iTunes üzerinden satın almak ve dijital platformlardan dinlemek için: https://UMGTurkey.lnk.to/blackpanther

Rolling Stone dergisinin “yaşayan en büyük rap sanatçısı” ilan ettiği Kendrick Lamar kariyerinde ilk kez bir sinema filmi için müzik besteliyor.

Ayrıca ilk kez bir Marvel Studios filmi için özel olarak kaydedilen bir soundtrack albümü çıkmış olacak.

Kendrick Lamar’ı bu proje için özel olarak seçen Ryan Coogler, bu dev iş birliği için şunları söyledi: “Eserleri bu derece ilham verici olan bir sanatçıyla çalışacağım için gurur duyuyorum. Kendrick ve TDE’nin yaptıklarını tüm dünyanın duyması için sabırsızlanıyorum.”

Kendirck Lamar ve SZA tarafından seslendirilen ‘All The Stars’ şarkısı için David Meyer and The Little Homies tarafından çekilen müzik videosunu izlemek için: http://bit.ly/2sdNJPP

Kendrick Lamar, son albümü “DAMN.” ile internet üzerinden en çok dinlenen sanatçılardan biri oldu ve 2017 MTV Video Müzik Ödülleri’nde 6, 2017 60. Grammy Ödülleri’nde ise 5 ödül alarak bu başarısını taçlandırdı.

“Black Panther: The Album”de SZA, The Weeknd, Jay Rock, Future, James Blake, Vince Staples, ScHoolboy Q, 2 Chainz, Travis Scott ve çok daha fazla ünlü ismi bir arada görebilceğimiz şarkı listesi ise şöyle:

1. “Black Panther” – Kendrick Lamar
2. “All The Stars” – Kendrick Lamar ve SZA
3. “X” – Schoolboy Q, 2 Chainz ve Saudi
4. “The Ways” – Khalid ve Swae Lee
5. “Opps” – Vince Staples ve Yugen Blakrok
6. “I Am” – Jorja Smith
7. “Paramedic!” – SOB X RBE
8. “Bloody Waters” – Ab-Soul, Anderson .Paak ve James Blake
9. “King’s Dead” – Jay Rock, Kendrick Lamar, Future ve James Blake
10. Redemption Interlude
11. “Redemption” – Zacari ve Babes Wodumo
12. “Seasons” – Mozzy, Sjava ve Reason
13. “Big Shot” – Kendrick Lamar ve Travis Scott
14. “Pray For Me” – Kendrick Lamar ve The Weeknd

Sony’nin yeni full frame α7R III değiştirilebilir lensli fotoğraf makinesi, çözünürlük ve hızın en üst düzey kombinasyonunu sunuyor

in Sinema/Teknoloji by

Yenilikçi Full Frame aynasız model, 42.4 MP Yüksek Çözünürlük ve saniyede 10 kare kesintisiz çekim ile hızlı ve hassas AF performansını tek bir kompakt gövdede bir araya getiriyor.

  • Gelişmiş Görüntü İşleme özellikli 35mm Full Frame 42.4 MP[i] Arka Aydınlatmalı Exmor R™ CMOS Görüntü Sensörü
  • İster Sessiz Çekim isterse Mekanik Deklanşör ve tam Otomatik Odaklama/Otomatik Pozlandırma izleme özelliği ile saniyede 10 kareye kadar Kesintisiz Çekim[ii]
  • Görüntü alanının yüzde 68’ini[iii] kapsayan 399 aşama algılamalı AF noktası, 425 kontrast AF noktası ve yaklaşık 2 kat daha etkili Göz AF[iv]
  • 5.5 adım[v] deklanşör hızı avantajı ile 5 eksenli optik gövde içi görüntü sabitleme
  • tam piksel okumalı ve piksel gruplaması olmadan[vi] yüksek çözünürlüklü 4K[vii]video çekimi
  • Güncellenmiş otomatik odaklama, çift SD kart yuvası, daha uzun pil ömrü, SuperSpeed USB (USB 3.1 Gen 1) USB Type-C™ terminali ve daha fazlası ile tamamen profesyoneller için yeniden tasarlandı
  • Sadece 652 gram ile kompakt, hafif gövde[viii]

Sony, Full Frame aynasız fotoğraf makinesi yelpazesinin etkileyici yeni üyesi α7R III’ün (model ILCE-7RM3) çıkışını duyurdu.

Görüntü işleme gücü ve etkinliğindeki evrimsel sıçrama sayesinde yeni α7R III, saniyede 10 kareye kadarii etkileyici çekim hızlarına sahip yüksek çözünürlüklü bir 42.4 MPi arka aydınlatmalı Exmor R CMOS görüntü sensörünü tam otomatik odaklama/otomatik pozlandırma (AF/AE) izleme özelliği ile bir araya getiriyor. Aynı zamanda harika görüntü ve 4K6 video kalitesi, geniş 15-adımlı dinamik aralık, neredeyse tam bir adım bozulma önleyici yüksek hassasiyet ve daha fazlası da bu yeni makinede buluşuyor. Muazzam yetenekleri ve kompakt, hafif gövdesi ile; fotoğrafçılara, videograflara, multimedya yaratıcılarına ve güvenilirlik, esneklik ve çok yönlülük talep eden tüm profesyonellere hitap eden, çok yönlü bir araç.

Yeni Görüntü Kalitesi Düzeyi

Yeni a7R III; 42.4MP yüksek çözünürlük, arka aydınlatmalı Exmor R CMOS görüntü sensörü, ışık toplama etkinliğini önemli ölçüde iyileştirmek için aralıksız bir çip-üzeri lens tasarımı ve sensörün lens camı üzerindeki AR (yansıma önleyici) kaplamanın birleşiminden faydalanıyor. Bu da yüksek bozulma önleyici performansı ve geniş dinamik aralığı ile yüksek hassasiyet sağlıyor.

Sony’nin yeni α7R III modeli, aynı zamanda görüntü sensörünün okuma hızını efektif olarak iki katına çıkaran* yeni bir ön uç LSI’ın yanı sıra, işleme hızını α7R II’ye kıyasla yaklaşık 1,8 kat artıran güncellenmiş bir BIONZ X™ görüntü işleme motoruna da sahip. Bu güçlü bileşenler, fotoğraf makinesinin daha yüksek hızlarda çekim yapmasına imkan vermek üzere birlikte çalışırken, etkileyici 100 – 32000 (fotoğraflarda ISO 50 – 102400’e kadar genişletilebilir) ISO aralığını ve düşük hassasiyet ayarlarında muazzam 15-adımlı[ix]dinamik aralığı da mümkün hale getiriyor. Bu, tüm ayarlar ve tüm çekim koşullarında toplam performansın olağanüstü hale gelmesini güvence altına alıyor.

Bu yeni Full Frame model, bir yandan çözünürlüğü en üst seviyeye çıkarırken, diğer yandan da sessiz veya kesintisiz modda yapılan çekimlerde dahi 14 bit RAW format çıktı yeteneğine sahip olmak üzere, optik düşük geçişli filtre olmaksızın üretildi. Fotoğraf makinesi, yüksek çözünürlüklü çekim kapasitesini desteklemek üzere rötuşlanan, yenilikçi 5 eksenli optik görüntü sabitleme sistemi ile donatıldı. Bunun sonucunda 5.5 adımvdeklanşör hızı avantajı ile bir görüntü sabitleme sisteminde dünyanın en yüksek[x] telafi performansına ulaşıldı. Aynı zamanda, yüksek hızlı saniyede 10 karelik çekimin yanı sıra cilt tonlarının doğru renkte yeniden üretimlerinde birçok iyileştirmenin de bulunduğu, her modda titreme ve görüntüdeki bulanıklığı azaltan yeni bir düşük titreşimli deklanşör de bulunuyor.

Saniyede 10 Kareye Kadarii Yüksek Performanslı AF ve AF/AE İzleme

Yenilikçi yeni α7R III full frame aynasız fotoğraf makinesi, 76 adede kadar JPEG /RAW fotoğraf veya 28’e kadar sıkıştırılmamış RAW görüntü için kesintisiz fotoğraf çekmesine imkan veren, ayrıca hassas AF/AE izleme ile saniyede 10 kareye kadar 42.4MP fotoğraf çekebilen, iyileştirilmiş bir görüntü işleme sistemi ile donatıldı[xi]. Hem mekanik deklanşör hem de tamamen sessiz çekimde[xii] kullanılabilin bu yüksek hızlı saniyede 10 kare modu, fotoğraf makinesinin muazzam esnekliğine katkıda bulunuyor. Fotoğraf makinesi, aynı zamanda canlı görüntüleme modunda vizör veya LCD ekranda asgari gecikme ile saniyede 8 kareye kadar kesintisiz çekim[xiii] yapabiliyor. Bu yüksek hızlı seçenekler, hızlı hareket eden süjelerin son derece yüksek doğruluk ve olağanüstü görüntü detayı ile yakalanabilmesini sağlıyor.

Daha da yüksek rahatlık için, kesintisiz çekilen çok sayıda fotoğraf bellek kartına yazılırken, fotoğraf makinesinin ana fonksiyonlarının çoğu da kullanılabiliyor. Bunlar arasında ‘Fn’ (Fonksiyon) ve ‘Menu’ butonlarına erişim, görüntü oynatma, notlandırmanın da dahil olduğu parametreler* ve stüdyo dışında fotoğraf tasnifini kolaylaştıran diğer fonksiyonlar yer alıyor.

Ayrıca, bir çekim ortamında floresan veya yapay ışık bulunması halinde, kullanıcılar, α7R III’ün aydınlatma frekansını otomatik olarak tespit ederek çekilen görüntüler üzerindeki etkisini minimize etmek üzere deklanşörün zamanlamasını yapmasına imkan veren Anti-flicker[xiv] fonksiyonunu devreye sokabiliyor. Bu, kimi zaman yüksek deklanşör hızlarında çekilen fotoğrafların üst ve alt kısımlarında meydana gelebilen herhangi bir pozlandırma veya renk anomalisini asgari düzeye indiriyor.

α7R III’ün yükseltilen odaklama sistemi, hem yatay hem de dikey yönlerde görüntü alanının yaklaşık %68’ini kaplayan 399 odak düzlemi aşama algılamalı AF noktasından oluşuyor. Kontrast AF noktalarının sayısı da α7R II’ye göre 400 nokta artırılarak 425’e yükseltildi. Bu gelişmiş sistem, loş ışık koşullarında α7R II’nin yarısı kadar bir sürede AF yakalama sağlarken, takip de yaklaşık 2 kat daha hassas hale geliyor. Övgü toplayan Göz AF özelliği ise, yaklaşık 2 kat daha etkili ve bir adaptör yardımıyla Sony’nin A mount lensleri kullanılırken de kullanılabiliyor.[xv]

Esnekliğe odaklanan diğer iyileştirmeler arasında, Odak Büyütme modunda AF’nin bulunması, A mount lenslerin kullanımı sırasında odak düzlemi aşama algılamalı AF desteği[xvi], bir ‘AF Açık’ butonu, odaklama noktalarını hızlıca hareket ettirmek için bir çoklu seçici veya ‘joystick’, esnek dokunarak odaklama fonksiyonelliği ve çok daha fazlası bulunuyor.

Video Profesyonelleri için Yüksek Kaliteli 4K

Bir video kamera olarak istisnai ölçüde yetenekli olan yeni α7R III, full frame görüntü sensörünün tüm eni boyunca 4K (3840×2160 piksel) video kayıt imkanı sunuyor. Super 35mm formatında yapılan çekimlerde, fotoğraf makinesi, 5K[xvii] bilgi toplamak ve bunları istisnai detay ve derinliğe sahip yüksek kaliteli 4K görüntüler üretebilmek amacıyla yüksek hızda örneklendirmek için, piksel gruplamasız tam piksel okumadan yararlanıyor.

α7R III üzerinde, Anında HDR iş akışını destekleyerek HDR (HLG) uyumlu televizyonun gerçek yaşamı aratmayan, harika 4K HDR görüntüler oynatmasına izin veren yeni bir HLG (Hibrit Log-Gamma)[xviii] de bulunuyor. Ayrıca daha yüksek renk derecelendirme esnekliği için hem S-Log2 hem de S-Log3 sunuluyor. Fotoğraf makinesi aynı zamanda 100 Mbpsvi’ye varan hızlarda 120 fps Full FD kayıt da yaparak, görüntülerin AF izlemeli 4x veya 5x yavaş çekim[xix] Full HD video dosyaları olarak düzenlenmesine imkan veriyor.

Profesyonellere Hitap Eden Yapı, Tasarım ve Kişiselleştirme

Sony’nin en yeni full frame fotoğraf makinesi, gerçek bir profesyonel kullanım tarzı sağlayan çeşitli gelişmiş yetenekler ile donatıldı. Bunlar arasında, biri UHS-II tip SD bellek kartlarını destekleyen çift medya yuvası da bulunuyor. Kullanıcılar, aralarında ayrı JPEG / RAW kayıt, ayrı fotoğraf / film kaydı, yayın kaydı ve daha fazlasının da bulunduğu içeriklerini saklamak için çeşitli seçeneklere sahip. Yeni fotoğraf makinesinde, α7R II’de kullanılan W serisi pillerin yaklaşık 2,2 katı kapasiteye sahip olan Sony’nin Z serisi pillerin kullanılması da pil ömrünü ciddi şekilde genişletiyor.

α7R III’te, son derece doğru, gerçek yaşama sadık detay yeniden üretimi için, yaklaşık 3.686k noktalı iyileştirilmiş yüksek çözünürlüklü, yüksek parlaklıkta bir Quad-VGA OLED Tru-Finder™ bulunuyor. Aynı zamanda büyük övgü toplayan Sony α9 fotoğraf makinesinde de bulunan Tru-Finder’da yansımaları ciddi ölçüde azaltmak için bir ZEISS®T* Kaplama bulunurken, dış mercekte ise kiri iten flor kaplama yer alıyor. Aynı zamanda, aksiyona en uygun çekimi sağlayabilmek için ya 50 fps ya da 100 fps[xx] seçenekleri ile kişiselleştirilebilir kare hızına da sahip. LCD ekran da 1.44M nokta çözünürlük ve parlak, dış koşullarda bakışı kolaylaştıran WhiteMagic™ teknolojisi ile yükseltildi. Hem vizör hem de monitörlerde “Standart” veya “Yüksek” görüntü kalitesi ayarları bulunuyor. “Yüksek”, daha doğal bir görüş için vizör ve monitörlere ekstra kaliteli görüntü sağlamak için, 42.4MP sensörün okuduğu yüksek miktardaki veriden yararlanıyor.

Bu yeni fotoğraf makinesi, aynı zamanda odak noktalarını kaydırmanın hızlı ve etkili bir yolunu sağlayan çok seçicili bir joystickin yanı sıra fotoğraf veya video çekerken otomatik odaklamayı devreye almak için bir ‘AF AÇ’ butonu da sunuyor.

Yeni α7R III, bir akıllı telefon, tablet, bilgisayar veya FTP sunucuya Wi-Fi® üzerinden rahat şekilde dosya aktarmanın kullanışlı bir yolunu sunarken aynı zamanda içerdiği senkronizasyon terminali ile, harici flaş üniteleri ve kabloların doğrudan uygun bir flaş senkronizasyon noktasına bağlanmasına imkan veriyor. Güç kaynağı veya bağlı aksesuarlarda daha yüksek esneklik için bir SuperSpeed USB (USB 3.1 Gen 1) USB Type-C™ Terminalinin yanı sıra kişisel bilgisayara bağlıyken daha yüksek görüntü transfer hızı da sunuluyor.

Yeni “Imaging Edge” Yazılım Paketi ve Piksel Kaydırma Çoklu Çekim Modu

α7R III ile birlikte ilk defa olarak kullanılan “Imaging Edge” yazılımı sayesinde ön işlemeden son işlemeye uzanan tüm çekim sürecinin yaratıcı imkanları artıyor. “Imaging Edge”, ücretsiz olarak indirilebilen ‘Remote’, ‘Viewer’ ve ‘Edit’ isimli üç PC uygulaması sağlıyor. Bu uygulamalar, canlı görüntü ile PC uzaktan çekimi ve RAW geliştirmeyi destekliyor.

Çok yönlü α7R III ile ilk defa sunulan bir diğer özellik ise, gerçek yaşamı aratmayan, süper yüksek çözünürlüklü kompozit resimler yaratmak için gelişmiş 5 eksenli optik gövde içi sabitlemeden yararlanan yeni Piksel Kaydırma Çoklu Çekim modu. Bu modda, fotoğraf makinesi sensörü tam olarak 1 piksellik adımlar halinde kaydırarak toplam 169.6 MP* resim verisi içeren dört ayrı piksel kaydırmalı fotoğraf çekiyor. Bu dört fotoğraf, “Imaging Edge” yazılım paketi yardımıyla bir araya getirilip işlenebiliyor. Nihayetinde ortaya çıkan, son derece yüksek çözünürlüğe ve eşi görülmemiş düzeyde renk doğruluğuna sahip fotoğraflar, mimari, sanat veya birçok karmaşık detay ve renge sahip diğer natürmort fotoğraf süjelerini resimlemek için ideal.

Yaşayan Ölülerin En İlgi Çekicileri Pera Film’de “Sıra Dışı Vampirler”

in Sinema by

Pera Film, Cadılar Bayramı’nı Sıra Dışı Vampirler film programı ile kutluyor. Program kapsamında sunulan seçki, yüzyıllardan bu yana pek çok kültürde yer bulan ve her coğrafyada kendine özgü, yerel bir hikâye barındıran vampirlerin sıra dışı dünyasına odaklanıyorSeçki kült yapımlar ile yeni yapımları bir arada sunuyor.

Pera Film, klasik korku filmlerinin önde gelen karakterlerinden biri sayılan vampirleri, klişelerden arındırılmış özgün içerikli yapımlar eşliğinde sinemaseverler ile buluşturuyor. Program kapsamında on bir film gösteriliyor: Valerie ve Harikalar Haftası (Jaromil Jires, 1970), Kuduz (David Cronenberg, 1977), Karanlığa Yakın (Kathryn Bigelow, 1987), Cronos (Guillermo del Toro, 1993), Gir Kanıma (Tomas Alfredson, 2008), Bir Vampir Hikâyesi (Neil Jordan, 2012), Sadece Aşıklar Hayatta Kalır (Jim Jarmusch, 2013), Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız (Ana Lily Amirpour, 2014), Aylak Vampirler (Taika Waititi, Jemaine Clement, 2014), Deniz Kızlarının Şarkısı (Agnieszka Smoczynska, 2015), Dönüşüm (Michael O’Shea, 2016).

Sıra Dışı Vampirler film programında yer alan Valerie ve Harikalar Haftası (Valerie and Her Week of Wonders)kadınlığa adım atmak üzere olan bir genç kızın kendini vampirlerin ve cadıların cirit attığı duyusal bir fantezi diyarında bulmasını konu ediniyor. Şair Vitezslav Nezval’in romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Jaromil Jires oturuyor. Cinsel endişe, hastalık gibi temaları ele alan David Cronenberg yönetmenliğindeki Kuduz (Rabid), bir araba kazasından ötürü geçirdiği ameliyat sonrası mutasyona uğrayan Rose adlı karakterin hikâyesini anlatıyor. Karanlığa Yakın (Near Dark), genç bir çiftçinin hoşlandığı kızın bir vampir olduğunu anlaması ve kızın ailesine katılarak karanlık bir maceraya sürüklenmesini konu ediniyor. Sinema tarihinin Oscar ödülüne layık görülen ilk kadın yönetmeni Kathryn Bigelow’un imzasını taşıyan film, aşkı şaşırtıcı bir şefkat ve çekicilik ile izleyiciye sunuyor.

Yönetmen Guillermo del Toro’nun ölümsüzlük fikrinin baştan çıkarıcılığına odaklı yapımı Cronos, izleyiciyi eline geçen bir antika obje ile kötücül ve bağımlılık yapan güçlerin hem sahibi hem de kurbanı olan Jesus Gris’in, karanlık ve sürükleyici dünyasına götürüyor. Gir Kanıma (Let the Right One In) Oskar ve Eli arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Yönetmenliğini Tomas Alfredson’un yaptığı film, sanat filmleri ile vampir filmleri janrının başarıyla harmanlandığı yapımlardan birini oluşturuyor. Neil Jordan, Bir Vampir Hikâyesi (Byzantium) adlı filminde, iki ölümsüz kadının hayatını ve aşklarını konu ediniyor.

Jim Jarmusch’un Sadece Aşıklar Hayatta Kalır (Only Lovers Left Alive) adlı filmi, Detroit ve Tanca’nın zamanın sonsuzluğunda tekrar tekrar karşılaştığı, aşk ve yaşlılığın, müzik ve hayatta kalışın oluşturduğu karanlık bir hayal alemi yaratıyor.Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız (A Girl Walks Home Alone at Night) kadınların güçlü olduğu özgün bir vampir filmi olarak karşımıza çıkıyor. Tekinsiz bir kasabada yaşayan ve kasabayı tüm lanetlerinden arındırmak için suçluların peşine düşen bir kadın vampiri konu edinen film, yönetmen Ana Lily Amirpour ilk uzun metrajlı filmini oluşturuyor.

Vampir efsanelerinin tarihine dayanan ve sınırsız hayal gücüyle desteklenen Aylak Vampirler (What We Do in the Shadows), vampir hayatına dair yüzlerce yıllık kuralları günümüze mizahi bir biçimde uyarlıyor ve hem durum komedisi yaratıyor, hem de esprili kültürel göndermeler yapıyor. Filmin yönetmen koltuğunda Taika Waititi ve Jemaine Clement ikilisi oturuyor. Polonyalı yönetmen Agnieszka Smoczynska’nın kendi gençliğini yansıttığını söylediği, annesinin gece kulübünde büyürken yaşadıklarından ilham alarak yazdığı Deniz Kızlarının Şarkısı (The Lure), Hans Christian Andersen’in Küçük Deniz Kızımasalına farklı bir yorum getiriyor. Vampir mitolojisine gönderme yapan Dönüşüm (The Transfiguration), Michael O’Shea imzasıyla izleyiciyle buluşuyor.

Pera Film’in Sıra Dışı Vampirler film programı, 31 Ekim – 29 Kasım tarihleri arasında izlenebilir.

Her gösterim indirimli müze giriş bileti (10 TL) ile izlenebilir. Yerler sınırlıdır ve numaralı değildir. Rezervasyon alınmamaktadır. Biletler biletix’ten (www.biletix.com) temin edilebilir. Pera Müzesi Dostları’na ücretsizdir.

Gösterim Programı

31 Ekim / Salı

19:00 Gir Kanıma | Let the Right One In (115’)

1 Kasım / Çarşamba

19:00 Bir Vampir Hikâyesi | Byzantium (118’)

3 Kasım / Cuma

19:00 Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız | A Girl Walks Home Alone at Night (101’)

21:00 Valerie ve Harikalar Haftası | Valerie and Her Week of Wonders (118’)

5 Kasım / Pazar

13:00 Bir Vampir Hikâyesi | Byzantium (118’)

15:00 Karanlığa Yakın | Near Dark (94’)

17:00 Cronos (94’)

8 Kasım / Çarşamba

17:00 Gir Kanıma | Let the Right One In (115’)

9 Kasım / Perşembe

19:00 Sadece Aşıklar Hayatta Kalır | Only Lovers Left Alive (101’)

12 Kasım / Pazar

18:00 Aylak Vampirler | What We Do In the Shadows (86’)

14 Kasım / Salı

19:00 Deniz Kızlarının Şarkısı | The Lure (92’)

15 Kasım / Çarşamba

17:00 Karanlığa Yakın | Near Dark (94’)

19:00 Cronos (94’)

17 Kasım / Cuma

20:00 Kuduz | Rabid (91’)

21:30 Dönüşüm | The Transfiguration (97’)

19 Kasım / Pazar

15:00 Sadece Aşıklar Hayatta Kalır | Only Lovers Left Alive (101’)

17:00 Valerie ve Harikalar Haftası | Valerie and Her Week of Wonders (118’)

21 Kasım / Salı

17:00 Deniz Kızlarının Şarkısı | The Lure (92’)

22 Kasım / Çarşamba

19:00 Dönüşüm | The Transfiguration (97’)

23 Kasım / Perşembe

19:00 Kuduz | Rabid (91’)

24 Kasım / Cuma

21:00 Aylak Vampirler | What We Do In the Shadows (86’)

29 Kasım / Çarşamba

19:00 Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız | A Girl Walks Home Alone at Night (101’)

Netflix Açıklıyor: ​Televizyon Ekranı Tahtını Kaptırmadı!

in Sinema/Teknoloji by

Türkiye dahil birçok ülkedeki Netflix kullanıcıları film ve dizileri en çok televizyon ekranından seyretmeyi seviyor

Eskiden bir diziyi baştan sona izleyebilmek için televizyon ekranının karşısına geçip yeni bölümünün yayınlanmasını beklemek zorundaydık. Streaming çağında ise artık bir dizinin tüm bölümlerini peş peşe, üstelik akıllı telefondan tablete kadar pek çok farklı cihazda izlemek mümkün. Ancak Netflix’e göre, Türkiye dahil pek çok ülkede, televizyon halihazırda tahtını kaptırmadı, hala dizi ve film izlemek için en çok tercih edilen araç.

Netflix Ürün İnovasyonu Başkan Yardımcısı Chris Jaffe “Eğlence dünyası online’a doğru kayarken tüketiciler de izleme deneyimleri üzerinde daha çok söz sahibi olmaya başladı. Daha fazla seçenek, kalite ve esneklik arıyorlar. Ve bu talepler eğlence dünyasının geleceğini biçimlendiriyor” diyor ve ekliyor: “Birçok cihazın birbirine bağlanabildiği (multi-device connectivity), bağlamsal eğlence (contextual entertainment) çağına giriyoruz.”

Özellikle Türkiye ve Asya Pasifik ülkelerindeki Netflix kullanıcılarının TV izleme alışkanlıklarının benzerlik gösterdiği görülüyor. Hepsi, dizi ve film izlemek için sayıları üç ila beş arasında değişen internet bağlantılı cihazlar kullanıyor. Dizi maratonu keyiflerini akıllı telefonlardan akıllı televizyonlara çeşitli cihazlar üzerinden tamamlıyor. Gelecekte de tek bir cihazın hakimiyetinin söz konusu olmayacağı öngörülüyor. Aksine, tüketicilerin farklı cihazlardan ve yerlerden herhangi bir aksama yaşamadan istedikleri programları izleyebildikleri ‘bağlamsal eğlence’ anlayışı ön plana çıkacak.

İbre bağlamsal eğlenceyi gösterirken, online dizi ve film izlemek için en çok tercih edilen cihaz halihazırda televizyon. Türkiye’deki Netflix kullanıcılarının internete bağlı televizyonlardan film ve dizi izleme saatlerinin, toplam izlenme saati içinde yüzde 55 oranında arttığı görülüyor. Listenin başını ise akıllı TV’ler çekiyor. Akıllı televizyonları, Apple TV, Roku veya Chromecast gibi online medya içeriklerinin izlenebildiği cihazlar ve Xbox, PlayStation gibi oyun konsolları takip ediyor. Hatta set üstü kutular (set top box) da Netflix kullanıcıları arasında popüler.

Dünya genelinde mobil yükselişte olsa da televizyon hala tüketicilerin eğlence deneyiminin merkezinde yer alıyor. Kanalların yayın akışına ve saatlerine bağlı kalmadan online dizi ve film izleme alışkanlığı artarken, tüketiciler evlerinin rahatlığında, sevdikleri yapımları televizyondan izlemenin keyfine varıyor.

“İnsanlar TV seyretmeyi seviyor ve bu durum yakın zamanda değişecek gibi görünmüyor. İnternete bağlanabilen TV’lerin en iyi tarafı, farklı kanalların ve programların yayın saatlerinin olduğu doğrusal televizyon yayını (linear TV) ile online dizi ve film izleme deneyimini bir arada sunmaları. İzleyiciler evlerindeki büyük ekranda, kendi zevkleri ve tercihlerine göre seçtikleri yapımları, istedikleri zaman, üç boyutlu ve interaktif olarak seyredebiliyor. Bunun keşfeden Netflix üyeleri, internete bağlı televizyonlarının daha çok keyfini çıkarıyor” diye anlatıyor Jaffe.

TÜRKİYE’DE TELEVİZYONA DAİR RAKAMLAR

Netflix verilerine göre, Türkiye’deki Netflix kullanıcılarının büyük çoğunluğu mobil cihazlar ve laptoplar üzerinden üyelik işlemlerini başlatsa da, bağlantılı televizyon deneyimine geçtikten sonra bu şekilde dizi ve film izlemeyi yeğliyor. Kullanıcıların yüzde 62,4’ü, üye olduktan sonraki altı ay içinde içerikleri çoğunlukla internete bağlı televizyonlardan takip ediyor. Ve Türkiye’de kullanıcıların film ve dizi izlemek için TV ekranı karşında geçirdikleri sürenin, mobil cihazlardan izledikleri sürenin iki katı olduğu görülüyor. Bu da internete bağlı televizyonlardan içerik izleme deneyimine yönelik ilginin artmasının bir sonucu. Nitekim bu yılın ilk çeyreğinde Türkiye’deki UHD akıllı TV satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 100’den fazla arttı*.

Televizyon teknolojisindeki gelişmeler de tüketicilerin evlerindeki görsel ve işitsel eğlenceyi daha zenginleştiriyor; artık iyi bir deneyim yaşamak için sadece tam teşekküllü ev sineması sistemlerine ihtiyaç duyulmuyor, soundbar’lar ve iyi kulaklıklar da aynı etkiyi sağlayabiliyor.

Jaffe sözlerini şöyle sürdürüyor: “Görsel ve işitsel inovasyonların yanı sıra online yayınlanan dizi ve filmlerin kalitesi de çok yüksek ve sayıları da giderek artıyor. Netflix’te çok sayıda Ultra HD 4K ve High Dynamic Range (HDR) içerik mevcut, ayrıca kataloğun yarısından fazlası 5.1 surround ses sistemini destekliyor. Bununla birlikte üç boyutlu Dolby Atmos ses sistemlerini de destekliyoruz.”

Netflix’te Okja, BLAME! ve Death Note gibi yapımları Dolby Atmos ses ile izlemek mümkün. Önümüzdeki aylarda ise Stranger Things 2, dört gözle beklenen Marvel’s The Punisher ve Will Smith’li Bright gibi içerikler de Netflix’in görsel ve işitsel açıdan en iyi ev eğlencesi deneyimini sunacak özellikteki içerikler kütüphanesinde yer alacak.

Netflix’teki bu yapımlar 4K/HDR/Surround 5.1 ses sistemlerini destekliyor.

Netflix’te ne var Pek yakında, 2017 içinde
Okja (Dolby Atmos)

Blame! (Dolby Atmos)

Death Note (Dolby Atmos)

Wheelman (Dolby Atmos)

Marvel’s The Defenders

Marvel’s Daredevil

Marvel’s Jessica Jones

Mindhunter

Star Trek Discovery

Abstract

Chef’s Table

Glow

Samurai Gourmet

Chasing Coral

The OA

Fire Chasers

War Machine

First They Killed My Father

Our Souls At Night

Friends From College

Santa Clarita Diet

Marvel’s The Punisher (Dolby Atmos)

Godless (Dolby Atmos)

Wormwood (Dolby Atmos)

Mudbound (Dolby Atmos)

Bright (Dolby Atmos)

Dark (Dolby Atmos)

Stranger Things Sezon 2

Black Mirror S4

She’s Gotta Have

Git Top